İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, ‘The Rest is Politics’ podcast’teki çarpıcı bir açıklamada, İsrail hükümetinin uluslararası toplumdaki itibarının ciddi şekilde zayıfladığını savundu. Miliband, Gazze ve Batı Şeria’da yaşanan insanlık trajedilerine yönelik dünya genelindeki tepkilerin, İsrail’in diplommatik konumunu kökten değiştirdiğini ve ‘dostlarını kaybettiğini’ sert bir dille ifade etti. Bu durum, İngiltere’nin, İsrail ile olan ilişkilerinde bir dönüm noktasının geldiğini ve artık eski gibi bir işbirliğinin mümkün olmadığını gösteriyor.
Miliband’ın açıklamaları, kişisel bir geçmişle iç içe geçti. Eski Başbakan Tony Blair’in basın danışmanı olarak görev yapmış Alastair Campbell’le birlikte yaptığı bu yayın sırasında, Miliband annesinin deneyimlerini de göz önünde bulundurarak İsrail’in politikalarını eleştirdi. Annesinin, Filistinlilerin yaşadığı acıları ve Nazi toplama kamplarındaki kayıplarını göz önünde bulundurarak, ‘yanlış’ ve ‘sözlü olmamaları gereken’ bir duruş sergilediğini belirtti. Bu duygusal bağ, Miliband’ın açıklamalarına daha da güçlü bir ağırlık katarken, konunun karmaşıklığını da ortaya koydu.
İngiltere’nin, işgal altındaki Filistin topraklarına yönelik ticaret yasağı kararı da bu açıklamalarla desteklendi. Miliband, bu yaptırımların, işgalin yasa dışı olduğunu göstermeyi amaçladığını ve uluslararası toplumun baskısını artırmayı hedeflediğini vurguladı. Ancak, yaptırımların etkinliği konusunda şüphelerini dile getirerek, ‘kesinlikle yarayacağını söyleyemeyeceğimiz’ bir durumun olduğunu ifade etti. Yine de, bu yasağın, uluslararası ortakların harekete geçmesinde bir katalizör olabileceğine dair umutlarını korudu.
Miliband’ın Gazze’deki insani durumu ‘tarif edilemez derecede korkunç’ olarak tanımlaması, bölgedeki acı gerçekliğe dikkat çekmek adına önemli bir adım oldu. Ürdün ile birlikte düzenlemeyi planladıkları konferansla, Gazze’deki sağlık ve insani krizi uluslararası arenaya taşıma hedefiyle hareket ediyor. Aynı zamanda, İsrail’in bölgeyi kontrol etmesi ve 7 Ekim 2023’ten sonra yaşanan olayların, ‘tüm dünyada insanları harekete geçirdiği’ gerçeğini de göz ardı etmiyor. ABD ile yaşanan gerilim, Hürmüz Boğazı’nın açılmasının öncelikli bir hedef olduğu ve halkın karşı karşıya olduğu hayat pahalılığıyla mücadele etmede bu durumun kritik bir rol oynadığı vurgulanarak, diplomatik çabaların yoğunlaştırması gerektiği belirtildi.”} çatı.png