Van’ın kalbi Erciş, sadece doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda binlerce yıllık bağcılık geleneğiyle de öne çıkıyor. Bölgede, Urartu dönemine uzanan, yaklaşık 3 bin yıl öncesine dayanan bir üzüm çeşidi, tescilli Erciş karası, her yıl tekrarlanan hasat dönemleriyle sofraları renklendiriyor. Bu gelenek, sadece yerel halkın yaşamını beslemekle kalmıyor, aynı zamanda bölge ekonomisine de önemli bir destek sağlıyor.

Bu yıl, Salihiye Mahallesi’ndeki bağlarda toplanan üzümler, 65 yaşındaki Yakup Özlek gibi ailelerin uzun yıllık deneyimleriyle işlenerek, ülke genelinde farklı pazarlara sunuluyor. Yakup Özlek, 3 asırlık bağcılık mirasını 30 yıldır sürdürüyor ve 7 dönümlük arazisinden elde ettiği yaklaşık 7 ton üzümü, çevre illerdeki yerel pazarlara kilosunu 70 TL’den satarak önemli bir gelir elde ediyor. Bu durum, Erciş’in bağcılık sektörünün bölge için ne kadar kritik olduğunu gösteriyor.

Bağ bozumu dönemi, sadece üzüm toplama faaliyetlerini kapslamıyor. Hasat edilen üzümlerden elde edilen pekmez, geleneksel yöntemlerle üretilerek de pazarlanıyor. Yakup Özlek, “Yetiştirdiğimiz üzümleri farklı şekillerde değerlendiriyoruz. Hasat sonrası, üzümlerden pekmez elde ederek hem ekonomik kazanç sağlıyoruz hem de bu değerli ürünü dış pazarlara sunarak bölgeye değer katıyoruz. Bu süreçte, 3 bin yıllık bir mirası yaşatıyoruz.” diyerek, üzüm bağcılığının sadece bir geçim kaynağı olmadığını, aynı zamanda kültürel bir değer olduğunu vurguluyor.

Erciş’in bağlarındaki üzüm hasadı, mevsimin ilerleyen dönemlerinde üzüm pekmezi üretimine geçişle devam edecek. Bu geçiş, bölge halkının geleneksel yöntemlere bağlılığını ve üzümün değerini koruma çabasını gösteriyor. Erciş karası üzümlerinin, Van’ın ve Türkiye’nin bağcılık mirasının vazgeçilmez bir parçası olarak geleceğe taşınmaya devam edeceği görülüyor.