Kuzeyde, yeşilin ve toprakla iç içe bir yaşamın hikayesi anlatılıyor. Boris ve Rosa’nın arazisi, 16 yıl önce sadece çalılıklarla kaplı bir alan olarak başlamış, şimdi ise ailelerinin kalıcı evine dönüşmüştü. Bu dönüşüm, sadece fiziksel bir değişim değil, aynı zamanda bir yaşam felsefesinin de vücut bulmuş haliydi. İlk başlarda ortada ev olmamasına rağmen, ailenin azmi ve özgün çözümleri sayesinde ortaya çıkan yapıları, doğanın sunduğu kaynakları en iyi şekilde kullanarak inşa etmişlerdi.
Aile, arazi üzerindeki dönüşüm sürecinde, neredeyse her şeyi kendileri üretmeyi başarmışlardı. Yıllar içinde dört ayrı yapı inşa ettiler: İlk ev, eski bir kamyon brandasıyla güçlendirilmiş çatısıyla suyun içeri girmesini engellemişti. Diğer yapılar ise araziden elde edilen toprak, saman, ahşap ve hatta eski cam şişeler gibi malzemelerle inşa edildi. Boris, bu süreçte farklı doğal inşa tekniklerini denemiş, maliyetli hazır malzemelere ihtiyaç duymadan, mevcut kaynakları ustalıkla kullanarak yaşamlarını sürdürmüşlerdi. Bu yaklaşım, hem çevreye duyarlılık hem de yaratıcılık anlayışının bir örneğiydi.
Bu ailenin en çarpıcı özelliği, geleneksel elektrik ve su sistemlerine bağımlı olmamasıydı. Evlerine dışarıdan elektrik kablosu veya su borusu hiç ulaşmamıştı. Bunun yerine, arazinin ortasına kurulan güneş panelleri, enerji ihtiyacını karşılıyordu. Üretilen elektrik, bataryalarda depolanarak evin aydınlatılması ve küçük elektrikli cihazların kullanımına yetiyordu. Su ihtiyacı ise, daha önce eski bir kuyunun kullanılmasıyla karşılanıyordu. Bu sayede, şehir su şebekesine bağlanmadan, tamamen doğal kaynaklara dayalı bir yaşam sürmüşlerdi.
Bu özgün sistem, aileye geleneksel faturalardan kurtarmış, ancak yeni giderler ortaya çıkarmıştı. Güneş panellerinin bakımı ve bataryaların yenilenmesi gibi maliyetler, yaşamlarını sürdürmek için önemli bir unsur oluşturuyordu. Aile ayrıca, yiyecek konusunda da dış dünyaya olan bağımlılıklarını azaltmaya çalışıyor, sebze yetiştiriyor, organik bahçeler kuruyor ve hatta tavuk besleyerek kendi gıdalarını üretiyorlardı. Boris ve Rosa’nın temel amacı, dünyadan tamamen kopmak değil, dış dünyaya olan bağımlılığı en aza indirerek, kurdukları yaşam alanını oğulları Riu’ya miras olarak bırakmaktı. Bu, doğayla uyumlu, sürdürülebilir ve özgün bir yaşam biçiminin somut bir örneğiydi.”} ```json {