Türkiye'nin son dönemde izlediği hassasiyet politikaları, medya özgürlüğüne yönelik önemli bir ihlal olarak değerlendiriliyor. 140journos tarafından hazırlanan ve Narin Güran cinayetinin perde arkasını gözler önüne seren 'Şeytantepe' belgeseli, YouTube platformunda 2,9 milyon izlenerek büyük bir ilgi görmüş olsa da, iddia edilen ‘millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması’ gerekçesiyle erişime kapatılmış ve platformdan kaldırılmıştır. Bu durum, içeriklerin serbestçe paylaşımına ve tartışılabilmesine dair temel bir zafiyeti ortaya koymaktadır.

EngelliWeb’in açıklamasıyla birlikte, belgeselin erişiminin engellendiği ve bu engelin, soruşturma ve kovuşturma süreçlerini itibarsızlaştırma çabalarına bir zemin oluşturduğu düşünülüyor. Belgeselde yer alan ve Tuncay Beşikçi gibi isimlerin görüşlerini içeren kısımlar, kamuoyunda tartışmayı daha da alevlendirmiş durumda. Beşikçi’nin X hesabının da erişime engellendiği ve Türkiye’den ‘görünmezleştirildiği’ belirtilmesi, hukukun üstünlüğüne dair endişeleri artırmaktadır.

Narin Güran’ın Bağlar ilçesindeki kayboluşu ve ardından yapılan otopsi sonucu ölüm tespit edilmesi, bir cinayet soruşturmasının başlangıç noktası olmuştu. Davada yer alan sanıklar Yüksel Güran, Enes Güran, Salim Güran ve Nevzat Bahtiyar’a verilen cezalar, hukuki süreçte önemli bir rol oynamıştır. Ancak, Yargıtay’ın kararlarının bozulması ve yerel mahkeme tarafından yapılan yeniden yargılama sonucu Bahtiyar’a verilen uzun süreli hapis cezası, soruşturmanın karmaşıklığını ve hukuki mücadelelerin önemini gözler önüne sermiştir.

Bu olay, Türkiye’de ifade özgürlüğünün sınırlandırılması ve kamuoyunun bilgilendirilmesi konusunda ciddi soruları beraberinde getirmektedir. ‘Şeytantepe’ belgeselinin sansürlenmesi, sadece içerik üreticileri için değil, aynı zamanda demokratik değerleri savunan herkes için bir uyarı niteliğindedir. Bu tür uygulamaların, hukukun üstünlüğünü zedeleyebileceği ve kamuoyunun doğru bilgilere ulaşmasını engelleyebileceği unutulmamalıdır.”} att:true