Demirci’nin eşsiz coğrafi işaretli eriği, sadece bir meyve değil, aynı zamanda bölgenin zengin tarihine ve kültürel mirasına sahip bir semboldür. 1886 yılında, bir tek fidanla başlayan bu hikaye, bugün yurt dışından gelen yoğun taleplerle devam ediyor. Bölgeye özgü iklim ve toprak koşulları, bu erik türünün benzersiz aroması ve lezzetiyle tanınmasına katkıda bulunmuş.”

Eriğin üretimi, geleneksel yöntemlere bağlı kalarak, doğallığın ve tazeliğin korunmasına odaklanıyor. Hasat edilen erikler, deneyimli kadınlar tarafından özenle temizleniyor ve çekirdeklerinden ayrılıyor. Ancak, modern bir dokunuşla, eriklerin uzun ömürlü olması ve yıl boyunca pazarın ilgisini canlı tutması sağlanıyor. Bu süreçte, eriklerin doğal ortamda, yaklaşık 4 gün boyunca, herhangi bir kimyasal işlem veya ilaçlama olmaksızın kurumaya bırakılması, hem kalitesini koruyor hem de tüketici güvenini artırıyor.”

Bu yıl, 30 tonun üzerinde kurutulmuş erik, bölgedeki üreticiler tarafından pazarlanmaya ve yurt içi ve yurt dışı pazarlarda satılmaya başlandı. Mustafa Kula gibi yerel üreticiler, bu eriklerin talebinin arttığını ve kurutma yönteminin, eriklerin daha uzun süre dayanmasını sağladığını vurguluyor. Üreticiler, ürünlerinin analiz raporlarını düzenli olarak alarak, tüketici güvenini daha da pekiştiriyor ve ihracat süreçlerini kolaylaştırıyor. Özellikle, yurt dışından gelen yoğun talepler üzerine, mürdüm eriği kurutma işlemleri de başlatılmış, bu da erik çeşitliliğini artırmış durumda.”

Demirci İlçe Tarım ve Orman Müdürü Faruk Şenyurt, Figan-Efendi Eriği’nin ilçenin ekonomik ve sosyal kalkınmasına yaptığı katkıları anlatırken, 12 bin ağaçlık bir arazide 185 ton ürün elde edildiğini belirtiyor. Bölgedeki bakir topraklar ve yoğun zirai ilaç kullanılmaması, eriklerin doğal ve sağlıklı bir şekilde yetişmesine katkıda bulunuyor. İlçe Müdürlüğü ve Bakanlık, çiftçilere teknik destek sağlayarak, erik üretiminin sürdürülebilirliğini sağlamaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor.”}**”**