İngiltere’nin Sussex kıyılarında yer alan, tarihî dokusuyla öne çıkan Lewes kasabası, son dönemde atılan olağanüstü bir adım sayesinde uluslararası çevre camiasında yankı uyandırdı. Belediye meclisinin oybirliğiyle kabul ettiği ‘Yeşil Anahat Tüzüğü’ ile kasabadaki ağaçlar, çitler ve ormanlar, kendi gelişimlerini sürdürme ve doğal döngüler içinde yer alma hakkına resmi olarak sahip oldular. Bu, İngiltere’de ağaçlara kasaba ölçeğinde hak tanımak bakımından eşsiz bir kilometre taşı olarak tarihe geçti.

Tüzüğün merkez fikri, bölgedeki bitki örtüsünün sadece estetik bir değer ifade etmeyip, aynı zamanda ‘özsel bir değere’ sahip olmasıdır. Bu, bitki örtüsünün kendi başına, gelişme süreçlerini, doğal yaşam döngülerini, ekolojik fonksiyonlarını ve evrimsel yolculuklarını sürdürme yetkisine sahip olduğu açıkça belirtiliyor. Bu yaklaşım, İngiltere’de daha önce su yolları üzerindeki bazı ağaçlar için yapılan benzer yerel deklarasyonlardan farklı olarak, bir kasabanın sınırları içerisinde tüm ağaçları kapsayan ilk kapsamlı düzenlemedir.

Lewes’in bu cesur kararı, son yıllarda küresel ölçekte tartışılan ‘doğanın hakları’ yaklaşımının İngiltere’deki en çarpıcı örneği olarak öne çıkıyor. Bolivya, Panama ve Yeni Zelanda gibi ülkelerde ormanlar, nehirler ve diğer doğal varlıklar için hukuki statülerin oluşturulmasında ilham kaynağı olmuş olan bu hareket, Lewes’te somut bir forma ulaşıyor. Ancak, bu kararın doğrudan ağaçlara bağlayıcı yasal haklar vermediği ve İngiliz hukukunda bu konuda bir yasaya dönüştürücü bir etkisi olmadığı da belirtiliyor. Bunun yerine, bu düzenleme, yerel yönetimler tarafından çevre politikalarında bir ‘kültürel dönüşüm’ yaratılması ve yapılaşma projelerine ve ağaç kesim taleplerine karşı yerel yönetimlerin ve bölge sakinlerinin direncini artırması amacıyla atılmış bir adımdır.

Kararın getirdiği diğer önemli sonuçlardan biri, ağaçların sel riskinin azaltılması, hava kalitesinin iyileştirilmesi ve karbon tutulması gibi kritik görevlerde oynayacağı konusunda kamuoyunda farkındalık yaratılmasıdır. Belediye Meclisi Üyesi Matthew Bird, bu kararın “güçlü bir mesaj” taşıdığını vurgulayarak, ağaçların kasabanın doğası ve yerel ekolojisi açısından hayati önem taşıdığını ve yalnızca parklarda ve açık alanlarda değil, sokaklarda ve diğer kamusal alanlarda da önemli bir rol üstlendiğini ifade etti. Üyelerin, ağaçları kasabanın refahına ve iklim değişikliğine karşı dayanıklılığına katkıda bulunan ‘canlı varlıklar’ olarak görmesi, bu yaklaşımın önemini daha da vurgulamaktadır. Ayrıca, Belediye Meclisi Üyesi Dinah Morgan, çevrenin korunmasında yaklaşım değişikliğine ihtiyaç duyulduğunu belirterek, ağaçlarla ‘ortaklık’ içinde çalışma anlayışının, ağaçların pasif bir kaynak olarak görülme düşüncesinin yerini almasını umut etti.”} attı.