Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu dokümanları ve siyasi partilerin bu dokümanlar çerçevesinde hareket etmesi, Anayasa Mahkemesi tarafından sık sık denetlenmektedir. Bu denetimler, Anayasa’nın temel ilkelerinin korunması ve ‘milletin bölünmez bütünlüğü’ ilkesine saygı gösterilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Prof. Dr. Oktay Uygun’un “Federal Devlet” adlı eserinde yer alan ‘İki Kurucu Halk’ bölümü, bu hassas denge noktası olarak öne çıkmaktadır.

Bu bölümde, Türkiye’nin farklı halklardan oluştuğu fikrinin hukuki açıdan nasıl değerlendirildiği incelenmektedir. Yargıtay içtihatları, bu görüşün ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilerek, belirli koşullar altında cezai yaptırılma riskinin olduğunu göstermektedir. Ancak, bu görüşün siyasi partiler tarafından savunulması durumunda, Siyasi Partiler Kanunu’nun 81 ve 82. maddeleri gibi hükümlerle karşılaşılması, parti kapatma gibi ciddi sonuçlara yol açabilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin, ÖZDEP, Sosyalist Türkiye Partisi ve Emek Partisi kararlarında bu görüşe yönelik aldığı kararlar, ‘ırk esasına dayalı ayrımcılık’ olarak nitelendirilmeleri ve parti kapatılmasına zemin oluşturmaları önemli bir örnek teşkil etmektedir.

Anayasa Mahkemesi’nin içtihatları, ‘iki kurucu halk’ görüşünün parti kapatma nedeni sayılacağı yönünde bir eğilim göstermektedir. Bu durum, siyasal partilerin Anayasa’nın 3. maddesinde yer alan ‘devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü’ ilkesine aykırı hareket etmelerinden kaçınmaları gerektiği gerçeğini de ortaya koymaktadır. Bu ilke, Siyasi Partiler Kanunu’nda da somutlaştırılmış olup, devletin tekliğini değiştirmek amacıyla yapılan faaliyetlerin yasaklanmasını sağlamaktadır. Bu bağlamda, siyasal partilerin federalizm gibi kavramları kullanırken, Anayasa’nın temel ilkelerini göz ardı etmemeleri büyük önem taşımaktadır.

Türkiye’nin siyasi geleceği ve Anayasa’nın uygulanması açısından, Anayasa Mahkemesi’nin içtihatları ve Yargıtay’ın kararları arasındaki uyum, kritik bir rol oynamaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihatları da bu uyumu sağlamak için bir referans noktası oluşturabilmektedir. Özellikle, ‘devletin tekliği’ ilkesinin korunması, Türkiye’nin siyasi istikrarı ve halklar arasındaki uyum için hayati önem taşımaktadır. Bu nedenle, siyasal partilerin ve kamuoyunun bu ilkeye saygı göstermesi, sağlıklı bir demokrasi kültürünün gelişmesi açısından da büyük önem taşımaktadır.”}p>p>p>p>“