Türkiye’nin ulaşım altyapısının geleceği, 75 yıllık bir kurumun kaderiyle şekilleniyor. Kritik bir değerlendirme yapılırken, otoyol ağının %90’ının özel şirketlerin kontrolüne geçmesi ihtimali, kamuoyunda büyük endişelere yol açıyor. Bu durum, kamusal hizmetlerin nasıl yönetileceği ve vatandaşın temel ihtiyaçlarının karşılanması konusunda ciddi soruları beraberinde getiriyor.
Yavuzyılmaz’ın vurguladığı gibi, mevcut durumdaki otoyol ağının işletiminde kamunun payı %60 iken, yandaş şirketlerin payı %40’tı. Ancak, öngörülen özelleştirmelerle bu oran tamamen değişerek, kamunun kontrolündeki otoyol uzunluğu kritik bir seviyede azalacak. Bu durum, uzun vadede ulaşım maliyetlerinin artmasına, hizmet kalitesinin düşmesine ve vatandaşın ekonomik yükünün artmasına neden olabilir.
Bu stratejik hamlenin, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün (KGM) faaliyetlerini ciddi şekilde etkilemesi ve binlerce kamu görevlisinin işsiz kalmasına yol açması bekleniyor. Ayrıca, yandaş şirketlerin otoyol geçiş ücretlerini manipüle etme potansiyeli, vatandaşın cebinden sarkan daha yüksek faturalara zemin hazırlayabilir. Bu durum, altyapı yatırımlarının uzun vadeli sürdürülebilirliğini de tehlikeye atabilir.
Yavuzyılmaz’ın eleştirileri, sadece teknik bir değerlendirme değil, aynı zamanda bir uyarı niteliğindedir. Bu özelleştirme planlarının, Türkiye’nin geleceği için potansiyel riskler taşıdığı ve derhal yeniden gözden geçirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Vatandaşın temel hakları ve çıkarları doğrultusunda hareket etmek, kamusal hizmetlerin kalitesini korumak ve ekonomik istikrarı sağlamak, en öncelikli hedefler olmalıdır.