Yüreklere dokunan bir mücadele, Adalet Peşinde Aileleri Platformu’nun kararlı duruşuyla devam ediyor. Kahramanmaraş’ta meydana gelen yıkıcı 6 Şubat depreminde yaşanan insan kaybının ardından, ailelerin umutsuzluk içinde çığlıkları, adalet arayışlarına dönüştü. Ezgi Apartmanı davası gibi, birçok davada verilen kararlar, ailelerin gözündeki öfkeyi ve adaletsizliği daha da derinleştirdi. Bu çaresizlik, Adalet Bakanlığı önünde düzenlenen protestolarla dile getiriliyor.
Platform Sözcüsü Döne Kaya’nın liderliğindeki aileler, 4 gün boyunca süren oturma eylemiyle seslerini duyurmaya çalışıyor. Eylemde, ‘Sarayınıza da gelir, mücadelemizi orada da sürdürürüz’ sloganları atılarak, adaletin gecikmesi ve sanıkların serbest bırakılmasına yönelik kararların eleştiriliyor. Aileler, 6 Şubat depreminin yıkıcı etkilerini ve bu felaketin ardından yaşanan hatalı kararları, adalete ulaşmak için bir araç olarak kullanıyor. Eylem alanına yerleştirilen polis barikatları, ailelerin taleplerini duyurma çabalarını engellemeye yönelik bir adım olarak karşılık veriyor.
Kaya, gazetemizle yaptığı açıklamada, Ezgi Apartmanı davasındaki kararın örnek bir karar olmadığını vurguluyor. Sanıkların denetimli serbestlikte olmasına rağmen, kaçacakları yönündeki iddialarını dile getiriyor. Ailelerin talepleri, 6 Şubat deprem davalarında tutuklu bulunan tüm sanıkların yargılamalarının devam etmesini, kamu görevlilerinin yargılamaya dahil edilmesini ve AFAD’ın koordinasyon eksikliğinin giderilmesini içeriyor. ‘Afet değil katliam’ diyerek, yaşananların insanlık dışı olduğunu ve hesap verebilirliğin sağlanması gerektiğini vurguluyor. Bu süreçte, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı gibi diğer belediye başkanlarının da dahil olduğu davaların da aynı hassasiyetle ele alınmasını talep ediyor.
Platform Sözcüsü Kaya, depremde yaşanan koordinasyon eksikliğinin, hayatları sona erdiren hatalı kararlara yol açtığını savunuyor. Sağlık Bakanlığı’nın Hatay Eğitim Hastanesi’nin çürük olmasına rağmen işletmeye devam etmesi, AFAD’ın etkin rol oynamaması ve ailelerin bilgilendirilmemesi gibi konulara dikkat çekiyor. ‘Deprem mi öldürdü onu?’ sorusunu sorarak, devletin kurumlarının hazırladığı raporlarda yer alan senaryoların gerçeklikle örtüşmediğini ve bu nedenle herkesin hesap verebilirliğinin gerektiğini belirtiyor. Ailelerin, hesap verebilirliği talep etme çabası, sadece sanıkların değil, aynı zamanda devletin kurumlarının da sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini gösteriyor. Bu mücadele, adaletin gecikmesi ve yaşanan hatalı kararların ardından, ailelerin umutlarını koruma çabası olarak da değerlendirilebilir.”}h>