Etiyopya’nın dört bir yanındaki geniş ormanlık alanlar, geçmişte kereste talebinin karşılanması amacıyla başlatılan iddialı bir projeyi, bugün felaket boyutuna ulaşan bir çevresel krize dönüştürmüş durumda. Yüzlerce yıl önce başlayan bu ormanlaşma çabası, hızla büyüyen okaliptüs ağaçlarının aşırı su tüketimiyle birlikte, ülkenin su kaynakları ve toprak yapısı üzerinde yıkıcı etkiler yaratmış, ciddi bir ekolojik denge bozulmasına neden olmuştur.
1890’lı yıllarda, İmparator Menelik II’nin liderliğindeki Addis Ababa’nın hızlı nüfus artışı ve ekonomik kalkınma hedefleri doğrultusunda başlatılan okaliptüs dikim operasyonu, zamanla 506 bin hektarlık bir alana yayılmış. Ancak, bu geniş çaplı ağaçlandırma çabası, uzun vadede beklenmedik ve ciddi sonuçlar doğurmuştur. Ağaçların yoğun su ihtiyacı, yerel su kaynaklarını tüketilmeye zorlayarak, özellikle orta dağlık bölgelerde toprak neminin %51,1 oranında düşmesine yol açmıştır. Dere ve akarsular, yaşam kaynağı olan suyu neredeyse tamamen kaybetmiş, ekosistemler ciddi şekilde zarar görmüştür.
Araştırmalar, okaliptüs ağaçlarının köklerinin topraktan suyu aşırı derecede çekme eğiliminde olduğunu ortaya koymaktadır. Bu durum, orta dağlık bölgelerde kaynak su akışının %48,9’unu azaltmış, su kaynaklarının tükenmesine doğrudan katkıda bulunmuştur. Bir okaliptüs ağacının günde 20 ila 40 litre su tüketebileceği dikkate alındığında, bu durumun ölçeği daha da anlaşılır hale gelir. Uzmanlar, bu soruna çözüm bulmak için okaliptüslerin tamamen ortadan kaldırılmasını savunmak yerine, yerel türlerin, özellikle de akasya ve kordiya gibi daha az su tüketen bitki türlerinin dikilmesini önermektedir.
2026’da yapılan detaylı değerlendirmeler, nehir ve dere kenarlarındaki okaliptüslerin yerini, çevreye duyarlı ve yerel ekosistemlere uyum sağlayabilen akasya ve kordiya gibi türlerle değiştirmeyi hedefleyen bir stratejinin uygulanması gerektiğini vurgulamıştır. Bu yaklaşım, su kaynaklarının korunması, toprak yapısının restorasyonu ve uzun vadeli sürdürülebilir bir orman sistemi oluşturma potansiyeline sahiptir. Ancak, bu planın başarılı olabilmesi için, erken teşhis ve hızlı müdahale stratejileri ile birlikte, toplumun bilinçlendirilmesi ve uzun vadeli taahhütler gerekmektedir.