ABD Başkanı Donald Trump, basın aracılığıyla dolaşımdaki, Çin bağlantılı kuruluşların Ürdün'deki bir ABD askeri üssünün uydu görüntülerini İran'a sağladığına dair iddiayı ciddiye almamaya karar verdi. Bu hamle, Washington'ın Pekin ile olan karmaşık ilişkilerinde bir mola verme, hatta belki de yeni bir gerilim dalgasını önleme çabası olarak yorumlanıyor. Bu durum, özellikle yaklaşan Xi Jinping zirvesi öncesinde Washington’ın, Pekin hattında bir çatışma yaratmak gibi riskli bir hamle yapmaktan kaçınmak istediğini gösteriyor.
Wall Street Journal’ın haberine göre, Çin'le bağlantılı şirketlerin temmuzdaki saldırı öncesinde ABD üssüne ait yüksek çözünürlüklü görüntüler sağlamış olabileceği iddiaları, Trump’ın yaklaşan zirvede ele alıp alamayacağı belirsizliğini koruyor. Ancak, Başkan'ın verdiği yanıt, büyük güçlerin birbirinin yedeğini izlediğini ve bu durumun yeni bir durum olmadığını ima etmesiyle dikkat çekici. Bu yaklaşım, Washington’ın mevcut dosyanın tamamını kapattığı anlamına gelmese de, kamuoyunda Çin’e karşı doğrudan bir suçlama başlatma kararını ertelemiş olduğunu açıkça gösteriyor.
Bu stratejik tutkunun altında yatan en önemli sebep, 24 Eylül’de gerçekleşecek olan liderler zirvesi. Trump’ın, ticaret, teknoloji, Tayvan, yapay zeka ve güvenlik konularının aynı anda masada tartışıldığı bu kritik toplantıda, Washington’ın ani bir kriz başlatma stratejisi izlememesine neden oluyor. Piyasa analistleri, bu durumun yatırımcıların, ABD-Çin hattında ani bir ekonomik karşılık alma beklentisini ortadan kaldırdığını düşünüyor. Bu, özellikle küresel teknoloji şirketleri, yarı iletken tedarik zinciri ve gelişmekte olan ülke piyasaları açısından büyük önem taşıyor.
Söz konusu iddia, yalnızca bir üssün görüntülenmesiyle sınırlı kalmıyor. İran, Ürdün'deki ABD askeri varlığı ve Çin'in bölgedeki etkisine yönelik tartışmalar, bu dosyanın merkezinde yer alıyor. Trump’ın temkinli tutumu, ABD’nin bu dosyayı Çin ile doğrudan bir çatışma aracı olarak kullanmaktan kaçınmak istediği yönünde bir sinyal veriyor. Bu da, küresel piyasaların yalnızca söylenen kelimelere değil, aynı zamanda ‘söylenmeyen’ mesajlara da odaklanmasına neden oluyor. Trump’ın suçlayıcı bir dil kullanmaması, yatırımcılara ‘yeni yaptırım dalgası kapıda değil’ şeklinde bir mesaj gönderiyor. Bu durum, piyasaların daha istikrarlı bir ortam arayışına girmesine katkı sağlıyor.”}çát