Ekonomik belirsizlikler ve sosyal politikaların yeniden şekillenmesiyle birlikte, uzun süredir tartışılan Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) projesi, son güncelleştirilmiş Orta Vadeli Programı'nda (OVP) yer almamasına rağmen milyonlarca çalışanın dikkatini çekmeye devam ediyor. Bu durum, çalışanlar ve işverenler için önemli finansal planlama etkileri yaratırken, sistemin geleceği hakkında belirsizlikleri artırmakta.
Hükümetin hazırladığı yeni OVP’de, önceki dönemlerde gündeme gelmiş olan TES, bu sefer planlamalara dahil edilmedi. Türkiye Gazetesi'nin özel yazarı ve Sağlık Güvenlik Kurumu (SGK) uzmanı İsa Karakaş, bu durumu değerlendirerek, sistemin uzun süredir tartışılan ve beklentileri yüksek olan bir proje olarak rafa kaldırıldığını vurguladı. Planlanan sistemde, çalışanların gelirlerinden yüzde 3’lük bir kesinti yapılması ve işverenlerin de aynı oranda katkıda bulunması öngörülüyordu. Ancak, bu erteleme ile birlikte, çalışanların maaşlarından alınması hedeflenen ek katkı da geçici olarak askıya alınmış durumda.
TES’in hayata geçirilmesi sürecinde, takvimin defalarca değiştirilmesi dikkat çekici bir durum. 2023’te yayınlanan OVP’de, Otomatik Katılım Sistemi’nin (OKS) üzerine inşa edilen TES’e dönüşümü 2024’ün son çeyreğine, daha sonra 2025’e ve ardından 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Programı’nda ertelemeye bağlandı. Sistem için henüz somut bir kanun teklifi, taslak veya kamuya açık bir metin hazırlanmamışken, bu sürekli erteleme, projenin geleceği hakkında ciddi şüpheler yaratmaktadır. Mevcut ekonomik koşullar ve sosyal ihtiyaçlar göz önüne alındığında, TES’in hayata geçirilmesinin zorluğunu uzmanlar dile getirmektedir.
Mevcut asgari ücret düzeyleri de bu ertelemenin etkilerini somutlaştırmakta. 2026 yılı için brüt asgari ücret 33 bin 30 TL, net asgari ücret ise 28 bin 75,50 TL olarak belirlenmişken, TES kapsamında brüt ücret üzerinden yüzde 3’lük çalışan katkısı alınması durumunda, asgari ücretli bir çalışanın maaşından aylık yaklaşık 991 TL kesinti yapılacaktı. Bu durum, özellikle dar gelirli çalışanlar üzerinde önemli bir yük oluşturma potansiyeli taşımaktadır. Bu erteleme, sadece çalışanları değil, işverenleri de etkileyen bir durum olarak değerlendirilmektedir. Sistem hayata geçirilse bile, çalışanların yüzde 3’lük katkısının yanı sıra işverenlerden de aynı oranda katkı alınması öngörülüyordu. Bu da işverenler için ek mali yük anlamına gelebilmektedir.