Türkiye’nin stratejik öneme sahip boğaz ve Fatih Sultan Mehmet Köprüleri’nin özel sektöre devri, son dönemde tartışma yarattı. Bu devir sürecinde yaşanan trajik olay, özelleştirme modelinin potansiyel risklerini gözler önüne serdi. 30 yıllık işletme hakkının özel sektöre devredilmesi kararı, köprülerin uzun vadeli sürdürülebilirliği ve güvenliği konusunda ciddi endişeler uyandırdı. Özellikle İtalya’daki Morandi Köprüsü faciası, Türkiye’deki benzer projelerde benzer sonuçların yaşanabileceği ihtimalini güçlendirdi.
Otoyol projesinde inşa edilmiş ve özel bir şirkete devredilmiş köprü, şirketin rutin bakım ihmali sonucu çöktü ve 2018’de 43 vatandaşın hayatını kaybetti. Bu felaket, sadece bir inşaat hatası olarak değil, aynı zamanda özelleştirme sürecindeki yönetim eksikliği ve maliyet optimizasyonuna verilen öncelik nedeniyle ortaya çıkan bir trajedi olarak değerlendiriliyor. Şirket yetkilileri, yasal süreçler sonucunda ağır cezalandırılırken, eski CEO’larına 12 yıl hapis cezası verildi ve 32 kişi de mahkumiyetle sonuçlandı.
‘Autostrade per l’Italia’ gibi şirketlerin Türkiye’deki köprü ve otoyollara gösterdiği ilgi, İtalya’daki özelleştirme modelinin bir yansımasıydı. Bu modelde, köprü ve otoyolun işletme hakkı, Benetton ailesinin kontrolündeki Autostrade per l’Italia şirketine geçti. Ancak, şirket, sadece gişe gelirlerini hedeflemekle kalmayıp, aynı zamanda yol ve köprünün tüm bakım, onarım ve güvenliğinden de sorumlu tutuldu. Facianın ardından yapılan detaylı incelemeler, firmanın maliyetleri düşürme amacıyla özelleştirmeden sonra köprünün bakımını ihmal ettiğini ortaya koydu.