İstanbul, 19 Mart 2025 tarihinden itibaren büyük bir imar dönüşümüne şahit oldu. Belediye operasyonları sonrası hız kazanılan bu süreç, megakentin çeşitli bölgelerinde yapılaşma kararlarının alınmasına ve tartışmaların alevlenmesine neden oldu. Kanal İstanbul’un güzergahı üzerinden başlayan bu yaygın imar uygulamaları, şehrin geleceği açısından kritik sonuçlar doğuruyor.

Yargı kararları doğrultusunda yeniden şekillenen imar planları, özellikle Kanal İstanbul projesiyle yakından bağlantılı. TOKİ ve Emlak Konut gibi büyük kuruluşların gerçekleştirdiği milyarlarca liralık ihale çalışmaları, bölgedeki değerleri artırmanın yanı sıra, toplumsal ve çevresel etkileri hakkında ciddi endişeler de yarattı. İhalelerin büyük bir bölümünün iktidar yanlısı şirketlere akması, sürecin şeffaflığı ve adil rekabet ilkeleri açısından önemli bir soru işareti oluşturuyor.

Bu dönüşüm süreci, tarım arazilerinin konut ve ticaret alanlarına dönüştürülmesiyle daha da karmaşık hale geldi. Örneğin, Eyüpsultan Kemerburgaz’daki 63 bin metrekarelik tarım arazisi, plan değişikliğiyle önemli ölçüde değişti. Mimarlar Odası’nın açtığı davada bilirkişi raporu, bu tür dönüşümlerin tarihi miras ve tarım alanları üzerindeki potansiyel tehditlerini vurgularken, kamu yararı ilkesinin göz ardı edildiğini gösterdi.