Türkiye’nin deniz tarihine adını çizen, sayısız görevde görev yapmış Türker Ertürk, emeklilik hayatının ardından yaptığı yorumlarla kamuoyunda yankı uyandırdı. Ancak bu yankı, adeta bir anlık bir olayla, 36 saniyelik bir konuşmanın üzerinden şekilleniyor. Bu kısa sürede, uzun yıllar süren bir askeri kariyerin, bir mahkeme salonunda, son noktasına kadar değerlendirilmesi, düşündürücü bir tablo çiziyor.
Eskiden savaş gemilerinde komutanlık yapmış, farklı bölgelerde görev yapmış, uluslararası arenada ülkemizi temsil etmiş bir amiralin hikayesi, 8 Eylül’de başlayan duruşmalarla yeniden gün yüzüne çıkıyor. 9 yıl önce ve 3,5 yıl önce yaptığı iki konuşma, bu duruşmalarda suç teşkil edip etmediği sorgulanıyor. Bu konuşmaların, ABD-İran yaptırımları ile ilgili değerlendirmeler içerdiği, seçim dönemi tartışmalarına dahil olduğu ve zamanlaması nedeniyle, olaydan sonra dolaşıma sürüklenen troll hesaplar tarafından yayılmaya çalışıldığı belirtiliyor. Ancak bu çabalar, konuşmaların tazeyken, eyleme geçirmeyen, tedirgin etmeyen bir içerik olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Duruşma salonunda yapılan konuşmaların tekrarı, amiralin avukatının, gerekirse tüm kayıtların yeniden izletilmesini talep etmesiyle destekleniyor. Bu durum, kaydın zaten mahkeme tarafından izlendiğini ve herhangi bir ek inceleme ihtiyacının olmadığını gösteriyor. Mahkeme, tutukluluğun devamına karar vererek, savcılığın ‘adli kontrol tedbirinin yetersiz kalacağı’ yönündeki görüşüne katılıyor. Bu karar, Ertürk’ün kaçma endişesini tetikleyerek, mahkemenin daha sıkı bir tedbir uygulamasına yol açıyor.
Türker Ertürk’ün kariyeri, birçoklarının filmlerdeki gibi, zorlu görevlerle, farklı coğrafyalarda, sayısız başarıyla dolu bir hayat olarak özetlenebilir. Savaş gemisi komutanlığı, deniz ataşeliği, eğitim filotillası komodorluğu, deniz harp okulu öğrenci alayı komutanlığı, karadeniz bölge komutanlığı, deniz harp okulu komutanlığı gibi görevlerinde, ülkemizin deniz güvenliğine önemli katkılar sağlamıştır. Ayrıca, ‘Ne mutlu Türk’üm diyene!’ sözünü benimseyerek, Türk dünyasına yaptığı katkılar için ‘General Gazi Aslanov Altın Şeref Madalyası’ ve ‘Vatan Evladı Altın Şeref Madalyası’ ile onurlandırılmıştır. 1994 yılında Refah Partisi İstanbul İl Başkanı ve MKYK Üyesi olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bu zalim yönetim, bu aziz millete bir bardak çayla, bir simidi bile layık görmüyor!” dediği dönemde, Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan’ın ‘Refah Partisi iktidara gelecek, adil düzen kurulacak. Sorun ne: Geçiş dönemi sert mi olacak, yumuşak mı olacak; tatlı mı olacak, kanlı mı olacak?’ gibi konuşmalarında da yer almıştır.