Rize’nin Güneysu ilçesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son açıklamalarıyla yeniden siyasi arenanın merceğe alındı. ‘Önümüzde yaklaşan seçimleri başarıyla atlatacağımıza inanıyorum’ ifadeleri, seçim stratejileri ve kamuoyu algısı üzerine yoğun tartışmaları beraberinde getirdi. Ancak bu söylem, sadece geleceğe dair beklentileri değil, geçmişte yaşanan ve günümüzde devam eden partiler arası gerilimleri de göz önüne serdi.

2024 yerel seçimlerinin sonuçları, muhalefetin büyükşehirlerdeki hakimiyetini açıkça ortaya koydu. İstanbul, Ankara, İzmir gibi metropollerin yanı sıra Bursa, Adana, Mersin gibi önemli şehirlerdeki zaferler, mevcut siyasi dengelerin değişmez olduğunu işaret ediyordu. Bu durum, ekonominin büyük bir kesimini temsil eden ve üretimin büyük bir bölümünü sağlayan bir alanın, muhalefet partisine geçmesiyle oluşan bir tabloyu beraberinde getiriyordu. Ancak bu durum, AKP’nin siyasal iktidarı tarafından kabul edilemez olarak değerlendirildi ve sonuçta bir dizi tedbir alındı.

Mart 2025’ten itibaren İstanbul Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere 15 ilçe belediyesi, AKP’nin kontrolüne geçti. Bu süreçte, CHP’den seçilen Ekrem İmamoğlu gibi önemli isimler, tutuklu bulunmak üzere Silivri’de yargılanırken, diğer belediye başkanları çeşitli gerekçelerle görevlerinden uzaklaştırıldı. Bu durum, partiler arasındaki transferlerin artmasına ve siyasi dengelerin daha da karmaşık hale gelmesine yol açtı. Aydın, Afyonkarahisar ve Foça gibi belediyelerde yaşanan benzer transferler, siyasi stratejilerin ve ittifaların ne kadar dinamik olduğunu gösteriyordu.

Ancak bu transferler, AKP’nin ‘halk iradesi’ ve ‘milli irade’ gibi söylemlerine ters düşüyordu. Ayrıca, bu hareketlerin halk tarafından benimsenmediği de tarihsel verilere göre açıkça görülüyordu. Bu durum, ilk genel seçimlerde yeniden test edileceği düşünülen bu stratejilerin, siyasi arenada ne kadar etkili olacağını merak ediyordu. Bu süreçte, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP kurultayına müdahalesi, kurultay seçimlerinin ve delegelerin seçim süreçlerinin ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koyuyordu. Bu olay, aynı zamanda ‘YENİ Parti’nin’ doğuşuna zemin hazırladı ve muhalefet cephesinde tartışmaları ve bölünmeleri pekiştirdi. Erdoğan’ın Güneysu’daki konuşması, tüm bu karmaşık gelişmelerin ışığında, seçimin ‘siyasi tarihinin en rahat seçimlerinden birine hazırlanıldığını’ ifade ederken, siyasi stratejilerin ve kamuoyu algısının ne kadar kritik olduğunu da vurguluyordu.”}p>