Moskova'nın göz alıcı sahnesinde doğan ve şimdi İstanbul'un sanatseverleriyle buluşan ‘Fındıkkıran: Bu Bir Masal Değil’ adlı yapım, Çaykovski’nin eşsiz besteciliğini, modern bir bakış açısıyla harmanlıyor. Novaya Opera / Balet Moskova’nın bu cesur yorumu, klasik eserin temellerini sarsarak, izleyiciyi acı bir gerçeklik içinde, kayıp, anılar ve savaşın yıkıcı etkileri gibi evrensel konular üzerine düşünmeye davet ediyor.
Atatürk Kültür Merkezi'nin Türk Telekom Opera Salonu'nda gerçekleşen ilk temsil, sanat camiasında büyük bir heyecan yarattı. Salonun doluluk oranının %100 olması, gösteriye olan ilgiyi açıkça ortaya koyarken, öncesinde AKM’nin önünde oluşan uzun kuyruklar, sanatseverlerin beklentilerini ve heyecanlarını gözler önüne serdi. Bu, sadece bir opera gösterimi değil, aynı zamanda sanatın gücünün ve izleyiciyle sanatçı arasındaki etkileşimin bir kanıtıydı.
Gösterinin sonunda, Novaya Opera / Balet Moskva’nın yetenekli oyuncuları ve dansçıları, seyircilerinin alkışlarıyla coştu. Sanatçıların sahne önünde dakikalarca ayakta alkışlanması, izleyicilerin yapımın hem müzikal hem de dramaturgik açıdan ne kadar etkileyici olduğunu hissetmelerine yardımcı oldu. Bu, opera sahnesinde nadiren yaşanan bir atmosferdi; bir tür sanatsal kutlama, bir tür birlik ifadesi.
<‘Fındıkkıran: Bu Bir Masal Değil’in koreografisini, Pavel Glukhov üstlendi. Glukhov’nun yaratıcılığı, Çaykovski’nin müziğinin ruhunu modern bale estetiğiyle buluşturuyor. Yapım, 1. Dünya Savaşı’nın karanlık atmosferinde geçen, genç bir askerin (Nataniel) geçmişiyle ve kayıplarıyla yüzleşme hikayesini anlatıyor. Müzik kesintisi olmadan canlı olarak seslendirilen bu epik eser, bale, müzik ve tiyatro unsurlarının mükemmel bir sentezini sunuyor. Bu yenilikçi yaklaşım, ‘Fındıkkıran’a yeni bir perspektif kazandırırken, izleyiciyi duygusal bir yolculuğa çıkarıyor.