Türkiye’nin siyasi tarihine kara bir damla çalan 12 Eylül askeri darbesinin 46. yıl dönümü, bu kez farklı siyasi aktörlerin açıklamalarıyla yeniden gündeme geldi. Darbenin, demokratik süreçlere yönelik ciddi bir tehdit oluşturduğu ve ülkenin geleceği üzerinde derin izler bıraktığı kabul ediliyor. Bu yılki commemorations, özellikle anayasal düzenin yeniden şekillenmesi ve milli iradenin korunması gibi konularda farklı perspektiflerin ortaya çıkmasına neden oldu.

Adalet Bakanı Akın Gürlük, darbenin ardından oluşan siyasi ve hukuki boşluğu gidermeye yönelik çabaları vurgulayarak, “Milletimizin ortak iradesini esas alan; sivil, demokratik, özgürlükçü ve kuşatıcı yeni bir anayasanın ülkemize kazandırılması, gelecek nesillere karşı tarihi sorumluluğumuzdur” şeklinde konuştu. Bu ifade, Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde anayasal reformun önemine dikkat çekiyor ve sivil otoritenin rolünü vurguluyor. Bakan Gürlük’ün açıklamaları, darbe sonrası dönemde yaşanan sıkıntıların üstesinden gelmek için sivil toplumun ve demokratik kurumların güçlendirilmesi gerektiği mesajını içeriyordu.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ise darbenin demokrasiye yönelik bir saldırı olduğunu ve milli iradenin korunmasının önemini vurgulayarak, “Demokrasimize dönük ağır bir saldırı olan 12 Eylül askeri darbesinin ülkemize ihanetini unutmuyoruz. Her darbe millî iradeye ve insanlık onuruna dönük ‘millet ve devlet düşmanı’ bir saldırıdır” diyerek, darbe döneminde yaşananların demokrasi mücadelesinin bir parçası olduğunu hatırlattı. Çelik’in açıklamaları, AK Parti’nin darbe dönemine ilişkin tutumunu ve milli iradeyi koruma vurgusunu pekiştirdi. Ayrıca, darbe sonrası dönemde ortaya çıkan hukuksal ve siyasi sorunların çözülmesinde hukukun üstünlüğünün sağlanmasının önemine de işaret etti.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, 12 Eylül darbesinin, Türkiye’nin demokrasi tecrübesi içinde yer alan en acı olaylardan biri olduğunu belirterek, “12 Eylül 1980 askeri darbesi, millet iradesini gasbeden ve demokratik düzeni kesintiye uğratan, tarihimizin acı hadiselerinden birisidir. Tüm darbeler demokrasimizi zayıflatmış, kurumlarımızı örselemiş, toplumsal hafızamızda derin yaralar bırakmış ve milletimizin kendi geleceğini belirleme hakkına müdahale etmiştir” dedi. Duran’ın mesajı, darbenin neden olduğu travmanın hala devam ettiğini ve demokrasinin korunması için sürekli bir çaba gerektiğini vurguluyordu. Ayrıca, Türkiye’nin demokrasi yolculuğunda karşılaştığı zorlukların üstesinden gelmek için milli bir uzlaşmanın ve ortak bir geleceğe yönelik çalışmanın önemine dikkat çekti.