Türkiye’nin gıda piyasasında uzun zamandır yaşanan fiyat dalgalanmaları, sadece tarladaki hasat koşullarıyla açıklanamıyordu. Şimdiye kadar tarlaya gidip domatesin neden pahalı olduğunu anlamaya çalışanlar, bu durumun kökeninde yatan karmaşıklığı tam olarak kavrayamamıştı. Ancak, son bir soruşturma, bu gizemli fiyat artışlarının arkasında, beklenmedik bir kaynak buldu: Ölüler!

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı kapsamlı operasyon, yaş sebze ve meyve sektöründe faaliyet gösteren birçok firmayı hedef aldı. Soruşturma, yaklaşık 1029 çiftçinin beyanlarını, Hal Kayıt Sistemi ve Çiftçi Kayıt Sistemi verileri ile vergi inceleme raporlarını karşılaştırmasıyla sonuçlandı. Bu inceleme sırasında, şaşırtıcı bir bulgu ortaya çıktı: Bir firma, hayatını kaybetmiş 49 kişi adına 87 adet müstahsil makbuzu düzenlemiş. Bu belgelerde yer alan toplam tutar, 2 milyon 524 bin lira seviyesindeydi ve bazı belgelerin düzenleme tarihleri, ölüm tarihinden onlarca yıl öncesine aıt! Bu durum, kâğıt üzerinde ölümün bile üretime engel olmadığını gösteriyordu.

Soruşturmanın merkez üssü, sadece hayatını yitirmiş kişilerin adlarının kullanılmasıyla sınırlı kalmadı. Adlarına da belge düzenlenen yaşayan bazı çiftçiler, ürün satmadıklarını ve bu kayıtlardan habersiz olduklarını ifade ettiler. Bu durum, sistemin ne kadar karmaşık ve manipülasyona açık olduğunu gösteriyordu. Burada önemli olan nokta, “müstahsil makbuzu” kavramıydı. Çiftçiden ürün alan firma, üreticinin vergi mükellefi değilse, bu belgeyi kendisi düzenleyebiliyordu. Bu da, çiftçinin tarladan çıkardığı ürünün hangi bedelle kayda geçirileceği konusunda önemli ölçüde alıcının eline, yani firmaya bağlıydı. Örneğin, bir üreticinin kapya biberi kilogramını 8-9 liraya verdiği, buna karşılık makbuzlarda aynı ürünün 18.70 ila 23.95 lira arasında gösterildiği tespit edildi. Bu, fiyat zincirinin kırıldığı yerdi: Gerçek alış fiyatı düşük, kayıt üzerindeki maliyet yüksek.

Bu yüksek maliyet, sonraki satışın dayanağı olarak kullanılıyordu. Üzerine yeni giderler ve kârlar ekleniyordu. Ürün el değiştirdikçe rakam büyüyordu. Tarlada birkaç liraya satılan mal, market rafında katlanmış bir fiyatla tüketicinin karşısına çıkıyordu. Bu durum, çiftçinin düşük geliri ile vatandaşın yüksek market faturası arasındaki bağlantıyı somutlaştırıyordu. Soruşturma, sadece bu kayıt manipülasyonunu ortaya çıkarmakla kalmadı, aynı zamanda sebze ve meyvenin market fiyatını etkileyen diğer faktörlerin (nakliye, fire, depolama, işçilik, finansman, perakende giderleri) de göz önünde bulundurularak, sistemin ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi. Bir ürünün maliyetini gerçekte ödediğinizden çok daha yüksek gösterirseniz, sonraki fiyatın yükselmesi için sisteme hazır bir gerekçe bırakmış olursunuz. Bu durum, adeta ‘dananın kuyruğu’nu koparır gibi, sistemin çöküşüne yol açıyordu. Bu olay, devletin vergi düzeni içinde kullanılan bir belgenin, gerçeği kaydetmek yerine gerçeği değiştirmek için kullanılması durumunda ne kadar ciddi sonuçlara yol açabileceğini açıkça gösteriyordu. Çünkü fatura hepimize kesiliyor.