Türkiye’nin siyasi hafızası, bazen beklenmedik olaylarla yeniden canlanıyor. Son olarak, Üsküdar Belediyesi’nin CHP’den AKP’ye geçişi, ülke gündeminde büyük yankı uyandırdı. Bu durum, geçmişte yaşanan benzer şokları ve seçmen iradesi üzerindeki tartışmaları yeniden aydınlatma fırsatı sunuyor. En yakın çevresinin gazetecileri olan İsmail Saymaz, Murat Ağırel, Barış Terkoğlu ve Timur Soykan gibi isimler, bu olay üzerine geniş kapsamlı bir değerlendirme yaptı.

Tartışmanın merkezinde, 2017’deki referandum ve ardından yaşanan siyasi değişimler yer alıyor. Özellikle, Yüksek Seçim Kurulu kararıyla geçerli sayılan, mührü bulunmayan zarflarla atılan oylar ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Atı alan Üsküdar’ı geçti” açıklaması, kamuoyunda büyük şaşkınlık yaratmıştı. Bu olaydan sonra, Üsküdar halkının siyasi eğilimlerinin değiştiği ve CHP’nin bölgede güçlendiği iddiaları gündeme geldi. Gazetecilerden elde edilen bilgilere göre, seçimlerde CHP’nin zaferi için baskı ve tehdit yöntemlerinin kullanıldığı, seçmenlerin oy kullanma kararını etkilemek amacıyla Cumhuriyet savcısının rol aldığı bir operasyon söz konusu olmuş.

Ancak bu durum, yalnızca Üsküdar Belediyesi’nin olayını değil, Türkiye’nin seçim tarihine dair daha geniş bir sorunu da beraberinde getiriyor. Özellikle, 1954 yılında Adnan Menderes’in Kırşehir’i “il”likten “ilçe”liğe indirmesi gibi olaylar, seçmen iradesinin hiçe sayılmasına yönelik bir örnektir. Bu tür olaylar, seçmenlerin oy verme özgürlüğünü kısıtlayan yasal boşluklardan veya rakip partilerin zaaf noktalarından yararlanarak seçmen iradesini saptırma çabaları olarak değerlendirilebilir. Hukukun üstünlüğünün ve seçmen iradesinin korunmasının önemini bir kez daha vurgulayan bu örnekler, Türkiye’nin siyasi tarihinde önemli bir yere sahiptir.

Bu tartışmaların arakesinde, tarihsel bir gönderme yapmak yerindeyse de düşündürücü olabilir: Merhum şair Mehmet Akif Ersoy’un “Tarih eğer ders alınsa tekerrür mü ederdi?” sözü, günümüzdeki benzer olaylarla paralellikler gösteriyor. Aynı zamanda, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun Suriye’deki açıklamaları, geniş bir güvenlik mimarisi yaklaşımını temsil ediyor ve bölgesel istikrarsızlığa işaret ediyor. Bu tür olaylar, Türkiye’nin kendi iç ve dış politikalarını şekillendirirken dikkate alınması gereken önemli unsurlardır. Sonuç olarak, Üsküdar Belediyesi’nin olayının, Türkiye’nin seçim tarihine dair derinlemesine bir analizi tetikleyerek, gelecekte benzer sorunların önüne geçilmesine katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.”}p>