Sanatseverlerin İstanbul Modern’in galeri kapılarını çalmasına izin verin! Müzenin en çarpıcı sergilerinden biri olan “Aynı Mavinin Altında”, Türkiye’nin modern ve çağdaş sanatının evrimini etkileyen dönüm noktalarını gözler önüne seriyor. 1940’lardan bugüne uzanan bu uzun yolculukta, 119 sanatçının 230 eserinden oluşan muazzam bir koleksiyon, izleyicilere unutulmaz bir deneyim sunuyor.

Yeni açılan sergi, İstanbul Modern’in toplamda 10. koleksiyon sergisini oluşturuyor ve Dr. Nejat F. Eczacıbaşı’nın isminin verildiği, yenilenmiş sergi salonunda yer alıyor. Küratörlüğünü Çelenk Bafra ve Deniz Pehlivaner’in üstlendiği kapsamlı seçki, 31 Aralık 2027’ye kadar ziyaretçilerini bekliyor. Sergide, Türkiye’nin sanat sahnesini şekillendiren isimlerin eserleri, tarihsel ve tematik yaklaşımlarla bir araya getirilerek, sanatsal bir buluşma noktası oluşturuyor.

Sergi, kronolojik bir akışla, Türkiye’de modern ve çağdaş sanatın gelişimine ışık tutuyor. Adnan Çoker ve Lütfü Günay gibi öncü isimlerin eserleriyle başlayan bölüm, 1953’te Türkiye’de ilk soyut sergiyi düzenleyen bu iki sanatçıya saygılarını sunuyor. Ancak sergi deneyimi, ilk bakışta karşılaşılan duvar üzerine yerleştirilmiş Fahrünnisa Zeyd’in “Bergama” adlı eserinden itibaren bambaşka bir atmosfere bürünüyor. Zeyd’in bu yapıtı, Bergama’nın ikonik amfitiyatrosunu, perspektif ve figüratif dönem arasındaki geçişi ustalıkla yansıtıyor. İzleyici, bu eser karşısında adeta bir yolculuğa çıkarak, sanatçının zihninin derinliklerine doğru bir maceraya atılıyor.

Sergide, farklı kuşaklardan ve coğrafyalardan sanatçıların eserleri bir araya geliyor. 1950’lerden itibaren kadın sanatçıların temsiline odaklanan bölüm, küratör Deniz Pehlivaner’in dikkatli küratörlüğüne işaret ediyor. Kadın-erkek oranı neredeyse dengelenmiş olan bu bölümde, Aliye Berger’in uzun yıllar sonra ilk kez sergilenen yağlı boya çalışması büyük ilgi uyandırıyor. Aynı zamanda, Gülsün Karamustafa’nın iki eseri, Venedik Bienali Türkiye Pavyonu’nda yarattığı avize yerleştirmesi ile sergileniyor. Bu etkileyici yapıt, dinlerin tarih boyunca süren çatışmalarını, dikenli tellerle çevrilerek somutlaştırıyor. Sergide ayrıca, Ara Güler ve Cihat Burak gibi ikonik isimlerin eserleri, İstanbul’un sokaklarını ve hayali kent imgelerini farklı açılardan sunuyor. Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun gecekonduları çiçekmişçesine betimlemesi ise sergide farklı bir dokunuş katıyor.