Muğla’nın Marmaris ilçesinde 2023 yılının mart ayında yaşanan ve ilk başta ‘kaza’ olarak değerlendirilen olay, adalet arayışının yeni bir dönüşümüne sahne oluyor. Abdullah Uslu’nun evinde tabancayla hayatını kaybetmesi, yıllar sonra Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın titiz çalışmasıyla birlikte, cinayet ihtimalini doğrulayan çarpıcı bulgulara ulaşıldı. Olayın ilk soruşturmasında yer alan tanık ifadeleri, bilirkişi raporları ve kriminal analizler arasındaki çelişkiler, olayın karmaşıklığını ve arkasındaki olası motivasyonları sorgulamaya davetiye çıkarıyor.

Yeniden başlatılan soruşturma, olay mahallesindeki tanıkların ifadelerinin tekrar alınmasıyla başladı. Bu süreçte, ilk soruşturmada ‘taksirle ölüme neden olma’ şüphesiyle kapatılan dosya, suçluların kimliğinin tespit edilmesi amacıyla derinlemesine incelenmeye alındı. Kriminal raporlar, silahın nasıl ateşlendiğine dair ilk varsayımları tamamen çürüterek, olayın planlı ve kasıtlı bir şekilde işlendiğini gösteren deliller ortaya koydu. Evde bulunan tabancanın, darbe ile kendi kendine ateş almasının mümkün olmadığına dair raporlar, olayın şüphelilerin kullandığı silahla gerçekleştiğini teyit etti. Ayrıca, olay yerindeki mermi izleri, kovanların yerleri ve şüphelilerin ifadeleri arasındaki tutarsızlıklar, olayın ardındaki gerilimi ve olası hesaplaşmaları gözler önüne serdi.

Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında, tanıkların yüzlerinde ve vücutlarında bulunan atış artığılar, şüphelilerin olay anında silahın yakınında olduğunu ve olaya doğrudan dahil olduğunu açıkça ortaya koydu. Hanife Ayaydın, Suna Uslu ve Ergin Ayaydın’ın yüzlerinde bulunan atış artığılar, olayın şüphelileri tarafından gerçekleştirildiğine dair önemli bir kanıt oluşturdu. Bu durum, şüphelilerin olay sırasında silaha çok yakın olduğunu ya da doğrudan müdahale ettiklerini gösterdi. Ayrıca, CMK 135 kapsamında yapılan dinlemelerde kaydedilen, şüpheli Yüksel Kartal ile Hanife Ayaydın arasında geçen tartışmalar, olayın aydınlatılması açısından kritik bir rol oynadı. Kartal’ın ‘Senin bir ifadesi onu yakar, onun bir ifadesi seni maddi yönden yakar’ şeklindeki sözleri, olayın planlı bir şekilde işlendiğini ve şüphelilerin birbirlerini manipüle ettiğini gösterdi. Bu konuşmaların, şüpheliler arasındaki olası çıkar ilişkisi ve yönlendirme konusunda önemli ipuçları sunduğu değerlendiriliyor.

Olayın seyrini tamamen değiştiren önemli bir gelişme ise, ölen Abdullah Uslu’nun eşi Suna Uslu’nun savcılığa verdiği yeni ifadede ortaya çıktı. Uslu, ifadesinde, olay gecesi evde yemek yediklerini ve alkol aldıklarını, eşinin sarhoş olması nedeniyle komşusu Hanife Ayaydın ile birlikte içeri götürdüklerini ve ardından yaşanan boğuşmanın ölümüne yol açtığını belirtti. Bu ifade, olayın ardındaki motivasyonları ve şüphelilerin kimliklerini belirlemede önemli bir rol oynadı. Ayrıca, olaydan sonra yapılan tapu hareketleri, olayın arkasındaki karmaşıklığı daha da artırdı ve soruşturmanın kapsamını genişletmeye neden oldu. Bu karmaşık olay, adalet arayışının devamında, şüphelilerin kimliğinin tespit edilmesi ve olayın ardındaki gerçeklerin ortaya çıkarılması için önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.