Yargı süreçlerinde adil yargılanma ilkesinin önceliğini her zaman korumak, hukukun üstünlüğünün vazgeçilmez bir parçasıdır. Ancak, Silivri'deki İBB Davası, bu ilkenin ne kadar hassas bir şekilde uygulanması gerektiğini gösteren çarpıcı bir örnek teşkil ediyor. Uzun süren duruşma süreçleri, sanıkların fiziksel ve zihinsel sağlığını ciddi şekilde etkileyerek, savunma haklarının etkinliğini de tehdit ediyor.

9 Mart'tan bu yana devam eden ve 107 tutuklu 414 sanığı barındıran İBB Davası, 79. gününde de gece yarısına kadar süren yargılama ile sonuçlanmıştı. Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu sanıkların, yeterli uyku ve dinlenmeden yoksun kalması, ardışık duruşma günlerinde yaşanan yorgunluk, yargılamanın adil bir şekilde yürütülüp yürütülmediği konusunda ciddi soru işaretleri yaratıyor. Bu durum, sanıkların savunma haklarını etkileme potansiyeli taşıyor.

İstanbul Barosu, bu kritik noktada harekete geçerek, yargılamanın koşullarının adil yargılanma hakkı ve etkili savunma hakkı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Baro Başkanı İbrahim Kaboğlu ve ekibi, 79. günün ardından yerinde gözlem yaparak, duruşmaların gece saatlerinde devam etmesinin, sanıkların haklarını ihlal ettiğini ve yargılamanın niteliğini zedelediğini belirterek 33. Ağır Ceza Mahkemesi'ne yazılı bir başvuruda bulundu.

Başvuruda, sanıkların fiziksel ve zihinsel sağlığının korunması gerektiği, insan haysiyetinin ve maddi-manevi bütünlüğün korunmasının Anayasa'nın 15. maddesi ile güvence altına alındığı ve savaş ortamında dahi ihlal edilemeyeceği vurgulanıyor. Ayrıca, duruşma saatlerine ilişkin usulü bir konu olmasının ötesinde, sanığın yargılamaya etkili katılımı, beyanının özgür iradesine dayanması ve etkili savunma hakkının korunmasının da hayati önem taşıdığı belirtiliyor. Baro, Avukatlık Kanunu'nun 77 ve 95. maddeleri uyarınca meslek mensuplarının haklarını korumakla görevli bir meslek kuruluşu olduğunu ve bu nedenle gözlem, raporlama ve itiraz yapma hakkının bulunduğunu da hatırlatıyor.