Türkiye’nin enerji piyasasında yaşanan sert dönüşüm, vatandaşın cebini derinden etkiliyor. Akaryakıt fiyatlarındaki astronomik artış, 8 yıllık bir dönemde 18 katlık bir oranda gerçekleşerek, ekonomik dengeleri sarsan bir tablo ortaya çıkarıyor. Bu durum, sadece ulaşım maliyetlerini artırmakla kalmayıp, gıda ve üretim zincirindeki domino etkisiyle, milyonlarca vatandağın yaşam standartlarını tehdit ediyor.

2018’de ortaya atılan ‘Türkiye Yüzyılı’ hedefleriyle paralel yürütülen politikaların, bugün akaryakıt fiyatlarına yansımasının acı bir ironisi yaşanıyor. Mazotun litresi, 100 lirayı aşarak, 2009 yılında tedavüle giren 100 liralık banknotun, o dönem 40 litre mazot alabilmesiyle kıyaslanınca, mevcut durumun ne kadar ciddi olduğunun boyutları anlaşılıyor. Bu artış, sadece benzincilerin kârlarını artırmakla kalmayıp, ekonomideki genel enflasyonist baskıyı da artırıyor.

Farklı siyasi partiler, bu soruna farklı açılardan yaklaşıyor. Yeni Parti Lideri Özgür Özel, akaryakıt vergilerinin kaldırılmasını önermekle birlikte, fiyatlandırmadaki adaletsizliği de gözler önüne seriyor. Saadet Partisi ise, ‘Verdik yetkiyi gördük etkiyi’ sloganıyla, iktidarın sorumluluğunu vurgularken, diğer partiler de halkın yaşam koşullarına dikkat çekerek acil çözüm talep ediyor. Özellikle, emekli, çiftçi ve esnaf gibi dezavantajlı grupların durumu, bu krizin en çok etkilediği kesimlerden biri haline geliyor.

YENİ Parti lideri Özgür Özel, mazotun 100 liralık fiyatının 20 lirasının ÖTV ve KDV’den oluştuğunu belirterek, bu durumun temelinde yatan sorunları işaret ediyor. Mevcut ekonomik modelin, halkın sırtındaki yükü artırarak, sürdürülebilir bir kalkınma hedefini de gölgelediği vurgulanıyor. Bu krizin çözümü için, sadece akaryakıt vergilerinin değil, tüm ekonomik politikaların yeniden gözden geçirilmesi ve halkın refahını ön planda tutan bir yaklaşım benimsenmesi gerekiyor.”} att: 2023-10-27 14:30:00Z