Mersin'in Taşucu Limanı'ndan yola çıkan, 267 yolcu ve mürettebatın bulunduğu katamaran tipi Türk yolcu gemisi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) sularında beklenmedik bir şekilde alabora oldu. Bu felaket, 30 Ağustos günü saat 12.11'de başlayan bir sefere son verdi ve 14 kişinin hayatını kaybettiği, 14 kişinin ise kaybolduğu bir trajediye dönüştü. Olayın ardından başlatılan arama çalışmaları, umutsuzluğun hakim olduğu bir atmosferde devam ediyor.

Kayıp yolculardan Mehmet Bayhan'ın kardeşi Ahmet Bayhan, ağabeyinin kazadan hemen önce yaptığı son görüşmeyi, yaşanan dehşeti gözleri önüne serdi. Ahmet Bayhan, ağabeyinin geminin alt kısmında aşırı su birikmesi olduğunu, diğer yolcuların dönüş talep ettiğini ancak kaptanın bu uyarıları dikkate almadığını aktardığını belirtti. Kısa bir süre sonra telefon bağlantısı kesilmiş ve Ahmet Bayhan, kardeşini daha sonra tekrar göremedi. Bu anılar, ailenin acısını daha da derinleştiriyor ve olayın ardındaki gerçekleri sorgulamaya neden oluyor.

Olayın ardından, ailenin avukatının ifade ettiği gibi, soruşturmanın sadece geminin teknik durumuna değil, aynı zamanda olayda ihmal veya dikkatsizlik olup olmadığının da araştırılması gerektiği vurgulanıyor. Gurbet Bilbay, bu facianın sadece bir tedbirsizlik veya dikkatsizlik olmadığını, aksine kasten işlenmiş bir suçun da olası olduğunu belirtiyor. Hukuki süreçler başlatılmış ve aile, kayıp kardeşlerinin bulunması için tüm yetkililerden destek bekliyor. Aileler, belirsizlik içinde bekleyişin, acıyı daha da artırdığını ve acil çözümlerin gerekliliğini vurguluyor.

Bu trajik olay, denizcilik güvenliğine dair ciddi soruları da beraberinde getiriyor. Olayın detaylarının aydınlatılması ve sorumluların belirlenmesi, ailelerin acısını dindirmek ve benzer olayların önüne geçmek için hayati önem taşıyor. Ailelerin çaresizliğinin ve beklentilerinin dile getirilmesi, hukuki süreçlerin hızlandırılması ve kayıp yolcuların bulunması için önemli bir teşvik unsuru oluşturuyor.”} att: