Dünya sahnesinde giderek daha fazla ağırlık kazanan BRICS ittifakı, küresel güç dengesini yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika gibi ülkelerin bir araya geldiği bu blok, son yıllarda İran, BAE, Suudi Arabistan, Mısır, Etiyopya ve Endonezya gibi yeni üyeleriyle birlikte küresel siyaset ve ekonomideki etkisini artırıyor. Ancak bu yükselişin, Batı merkezli uluslararası düzenin yerini alıp alamayacağı sorusu, uzmanlar arasında yoğun tartışmalara yol açıyor.

BRICS'in başarısı, ekonomik büyüklüğüyle değil, ‘Batı’nın yerini alıp alamadığı’ ölçüsünde değerlendirilmemeli. Sao Paulo Üniversitesi BRICS Çalışmaları Grubu’ndan Octavio Oliveira ve Enzo Godinho’nun vurguladığı gibi, grubun Birleşmiş Milletler gibi küresel bir karar alma merkezine sahip olmaması, etkinliğini sorgulamayı gerektirmiyor. BRICS, ‘Küresel Güney’ ülkelerinin ortak seslerini yükseltebileceği, Batı’nın etkisini azaltabileceği ve işbirliği alanlarında Batı’yı devre dışı bırakabileceği bir platform olarak öne çıkıyor. Carleton Üniversitesi’nden Sean Burges ise BRICS’in, üyelerine daha fazla hareket alanı sağlayarak, mevcut sistemi devralmaktan ziyade, farklı bir dinamik oluşturmaya çalıştığını savunuyor.

BRICS'in küresel etkisini gösteren rakamlar da çarpıcı. 11 üye ülkenin dünya nüfusunun yaklaşık yarısını temsil etmesi, küresel üretimin %40’ını oluşturması, petrol üretiminin %44’ünü kontrol etmesi ve küresel ticaretin yaklaşık dörtte birine katkıda bulunması, blokun küresel ekonomideki önemini açıkça ortaya koyuyor. IMF’nin 2026 yılına dair yaptığı tahminlere göre, BRICS ekonomilerinin büyüme oranı %3,7’yi aşarken, G7 ekonomilerinin büyüme oranı ise %1 civarında kalacak. Ancak bu büyüme potansiyeli, NDB gibi yeni finansal mekanizmaların etkin kullanımıyla desteklenmediği takdirde sınırlı kalabilir.

Yeni Kalkınma Bankası (NDB) örneği, BRICS’in Batı’nın ekonomik hakimiyetine meydan okumasındaki yapısal engellerden biri. NDB’nin 2024 sonuna kadar onayladığı toplam finansman tutarı 39 milyar dolar seviyesinde olmasına rağmen, finansmanın büyük bir bölümünün hala dolar üzerinden yapılması, blokun dolar bağımlılığını ortadan kaldırmakta zorlanmasına neden oluyor. Bu durum, BRICS’in küresel finans sisteminde daha aktif rol oynamasını ve alternatif finansal araçlar geliştirmesini gerektiriyor.