Türkiye’nin uluslararası arenadaki konumunun ve bölgesel etkisinin, günümüzdeki karmaşık ve değişken koşullarda yeniden şekillenmesi gerekmektedir. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, bu yeniden şekillenme sürecinde, yalnızca askeri ve politik çözümlerle değil, aynı zamanda barış, diyalog ve ortak akıl ilkelerine dayalı bir strateji geliştirilmesi gerektiğini vurgulayarak, ‘Barış İzleme ve Takip Kurulu’ adında yeni bir mekanizma önerdi. Bu kurulun, Türkiye’nin bölgesel çıkarlarını en iyi şekilde temsil edecek ve sürdürülebilir barışın sağlanmasına katkıda bulunacak bir platform oluşturması hedeflenmektedir.
Ortadoğu’nun belirsizliklerle dolu yapısı, ABD ve İsrail ile İran arasındaki gerilimlerin derinleşmesi, Körfez ülkelerinin güvenlik gündemlerindeki değişimler ve Akdeniz’deki jeopolitik rekabetler, Türkiye için hem fırsatlar hem de ciddi riskler barındırmaktadır. Bu karmaşık ortamda, Türkiye’nin stratejik önceliği, dostlarını genişleterek, düşmanlarını ise azaltarak, bölgesel bir ‘barış gücü’ rolü üstlenmek olmalıdır. Ancak bu rolün, sadece askeri güçle değil, aynı zamanda siyasi müzakere, ekonomik işbirliği ve kültürel etkileşim yoluyla da desteklenmesi gerekmektedir. 'Barış İzleme ve Takip Kurulu' bu destek mekanizmalarını oluşturacak bir araç olarak düşünülebilir.
Önerilen ‘Barış İzleme ve Takip Kurulu’, Türkiye’nin, Ortadoğu’daki çeşitli kriz ve çatışma bölgelerindeki gelişmelerin yakından izlenmesini ve analiz edilmesini sağlayacaktır. Bu kurul, bölgesel aktörler arasındaki diyalog süreçlerini destekleyecek, çözüm önerileri geliştirecek ve Türkiye’nin bu süreçlere aktif olarak katılımını sağlayacaktır. Ayrıca, ‘Barış İzleme ve Takip Kurulu’nun, ‘teyit ve tespit’ sürecinin hukukun önüne konulan bir duvar olmaktan ziyade, hukuka açılan bir kapı olarak değerlendirilmesi gerektiği de vurgulanmalıdır. Bu süreç, adil ve şeffaf bir şekilde yürütülerek, Türkiye’nin uluslararası itibarını artıracaktır. Önemli olan, hukukun üstünlüğünü sağlamak ve insan haklarına saygı göstermektir.
Sonuç olarak, Tuncer Bakırhan’ın ‘Barış İzleme ve Takip Kurulu’ önerisi, Türkiye’nin bölgesel rolünü yeniden tanımlamak ve sürdürülebilir barışın sağlanmasına katkıda bulunmak için önemli bir adım olabilir. Bu önerinin hayata geçirilmesi için, siyasi partilerin, sivil toplum örgütlerinin ve uluslararası toplumun işbirliği yapması gerekmektedir. Türkiye, barışın mimarı olmak için, sadece kendi çıkarlarını değil, tüm bölgenin çıkarlarını gözeten bir yaklaşım sergilemelidir. ‘Barış cesareti’ ile hareket ederek, Türkiye, bölgesel istikrarı sağlayacak ve uluslararası arenadaki itibarını güçlendirecektir.”}çatı.