Küresel finans piyasaları, enerji piyasalarındaki ani hareketliliğin etkisiyle yeni bir dönüm noktasında. Brent petrolün fiyatı, 109,97 dolar seviyesine ulaşarak 110 dolar eşiğini test ederken, bu durum ABD tahvil piyasasında da önemli tepkilere yol açtı. Piyasadaki risk algısı artışıyla birlikte, Fed’in gelecekteki faiz politikaları hakkındaki beklentiler de yeniden canlandı.
Ortadoğu’daki jeopolitik gerilimler, özellikle tankerlere yönelik saldırıların artmasıyla petrol arzının güvenliği konusunda endişeleri tırmandı. Yemen’deki stratejik Mocha Limanı’na yapılan saldırılar, Kızıldeniz üzerinden petrol taşımacılığını aksatarak küresel enerji piyasasında belirsizliği artırdı. Bu durum, Brent petrolün fiyatını 110 doların üzerine çıkarırken, enerji maliyetlerinin enflasyonist baskıyı artırma potansiyeli konusunda yatırımcılar arasında kaygı yarattı. ABD 10 yıllık tahvil faizi de bu belirsizlik ortamında yüzde 4,96’yı aşarak 20 yılın zirvesine yaklaştı.
Tahvil piyasasında yaşanan satışın temel nedeni, ABD Hazinesi’nin tahvil geri alım operasyonunun piyasayı yeterince rahatlatamaması ve uzun vadeli tahvil ihalesine yönelik sınırlı talep oldu. Bu durum, piyasadaki likidite açığını gidermekte ve tahvil fiyatlarını baskı altında tutmaktaydı. Ayrıca, Fed’in gelecekteki para politikası kararlarıyla ilgili belirsizlikler de yatırımcıların tahvil piyasasına olan talebini azaltıyordu. Piyasa analistleri, bu senaryonun, Fed’in faiz oranlarını artırma olasılığını güçlendirdiğini ve 15-16 Eylül tarihleri arasındaki toplantıda 25 baz puanlık bir artışın gerçekleşme ihtimalinin yüzde 70’i aştığını belirtiyor.