Türkiye’nin emekli topluluğu, uzun yıllardır devlet desteğiyle geçinmeye alışkınken, iktidar tarafından yapılan tartışmalı bir uygulamayla adeta terbiye edilmektedir. Emekli vatandaşların katkıları, bütçenin finansal dengesini sağlamak amacıyla doğrudan Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) aktarılmak yerine, farklı bir stratejiye dönüştürülmüş, bu da emekli maaşlarının erimesine ve bütçe açığının artmasına neden olmuştur.
Haberlere göre, 2026 yılına kadar emeklilerden SGK’ya aktarılması planlanan 1 trilyon 162 milyar liralık katkı, sadece 380 milyar lirayı bulmuş, geri kalan 780 milyar liralık kaynak ise emekli maaşlarına dahil edilmemiştir. Bu durum, bütçe açığını kapatmak amacıyla kullanılması gereken bu kaynağın, 3.4 trilyon liraya ulaşan açığı 2.6 trilyona düşürmek amacıyla kullanılmasına yol açmıştır. Ancak, bu süreçte emeklilerin hakları göz ardı edilmiş, onların temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanılan durum daha da kötüleşmiştir.
Bu yanlış hesaplama, 2027 yılına kadar devam edecek ve emeklilerden kesilen 1 trilyon 452 milyar liralık kaynakla bütçe açığı 5.3 trilyon liraya ulaşacaktır. Bu rakam, daha sonra 3.9 trilyona indirilerek iktidarın ‘mali disiplin’ uyguladığına dair bir mesaj verilmesi amaçlanmaktadır. Ancak, bu ‘disiplin’, emekli vatandaşların cebindeki parayı azaltarak sağlanmaktadır.
Eğer bu kaynaklar emekliye verilmiş olsaydı, her bir emeklinin cebine 135 bin lira eklenerek yaşam standartları yükseltilebilirdi. Bu durum, iktidarın bütçe açığını kapatmak için emeklilerin hakkından kaynak keserek, aslında emekli vatandaşlara yönelik bir yatırım yapmadığı anlamına gelmektedir. Bu çarpık hesaplama, 2 yılda toplamda 2.2 trilyon liralık bir kaybı temsil etmektedir. Bu büyük miktar, her bir emeklinin cebine 135 bin lira girmesi yerine, bütçe açığını kapatmak için kullanılarak, emekli vatandaşların yaşam kalitesini düşürmüştür.