12 Eylül'ün mirası, Türkiye'nin siyasi hafızasında bir yara izi olarak yaşamaya devam ediyor. Demokrasinin sırtına saplanmış birer hançer olarak tanımlanan darbeler, sadece askeri müdahalelerle sınırlı kalmamış, siyaset sahnesini derinden sarsmış ve uzun yıllar boyunca karanlık bir gölge altında kalmıştır. Bu dönemin karmaşık ve çelişkili hikayesi, sadece askeri darbenin kendisiyle sınırlı kalmayıp, siyasi elitlerin hesapları, dış güçlerin müdahaleleri ve tarihin sessizce silinen detaylarıyla örülmüştür.
Darbeler, Türkiye'nin siyasi kimliğini derinden etkilemiş, yetişmiş kadroları biçercesine biçerek katletmiş ve siyaset ve siyasetçi düşmanlığını körüklemiştir. 12 Eylül 1980 darbesi, milli iradenin silah zoruyla iktidardan uzaklaştırılmasına, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kapatılmasına ve demokratik süreçlerin askıya alınmasına neden olmuştur. Bu olay, sadece Türkiye'nin siyasi tarihinde bir dönüm noktası olmakla kalmayıp, aynı zamanda ülkenin geleceği için önemli sonuçlar doğurmuştur.
12 Eylül'ün ardından, ABD'nin rolü ve Avrupa ülkelerinin suskunlukları, darbenin ardındaki perdeyi daha da karmaşık hale getirmiştir. BBC'de yayınlanan ve 13 Eylül 2018'de ortaya çıkan ABD Dışişleri belgeleri, darbenin desteklendiğini ve ABD'nin darbecilerle yakın bağlantılarının olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu belgeler, Washington'ın Ankara ve İstanbul'daki diplomatik temsilcilerinin, darbe döneminde darbecilerle yaptığı iletişim ve bu iletişimle ilgili yolladığı gizli mesajların varlığını kanıtlamaktadır. Bu mesajlar, darbecilerin Amerikan desteğini ve ABD'nin Türkiye'deki siyasi oyununda oynadığı rolü ortaya koymaktadır.
Darbenin ardından, siyasi partiler kapatılmış, arşivler kâğıt fabrikasına yollandırılmış ve Türk siyasetinin yazılı hafızası eritilerek gitmiştir. Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit gibi siyasetçilerin Hamzakoy ve Uzunada'daki toplantıları, darbe öncesi ve sonrasındaki siyasi hesapların ve stratejilerin bir parçasıdır. Turgut Özal'ın darbe öncesi Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarı olarak görev yapması ve Askerler'den Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcılığı teklifini kabul etmesi, darbe sonrası Türkiye'nin ekonomik geleceği için önemli bir dönüm noktasıdır.