Kuzey Lübnan, son haftalarda İsrail ordusunun yoğun hava ve toprak operasyonlarının etkisi altında. 2 Mart’ta başlayan bu saldırı dizisi, bölgede zaten hassas olan durumu daha da karmaşık hale getirmiş, hayat kaybı ve yerinden edilme vakalarını artırmıştır. Güneydoğu ve doğu bölgelerindeki çeşitli yerleşim yerleri, hedef alınıp ağır hasar görmüş, sivillerin güvenliği ciddi şekilde tehlikeye girmiştir.
Saldırılar, özellikle Safad, Savane, Şebriha, Meşgara ve Kasimiyye gibi bölgelerde yoğunlaşmış, insansız hava araçları ve topçu ateşiyle gerçekleştirilmiştir. Bu operasyonlar sonucunda, bir dizi araç ve motosiklet tahrip edilmiş, birçoğu yaralanan sivil sayısı 1530’e yükselmiştir. Sınırın yakınındaki Kefre ve Mecdel Silm beldeleri de topçu ateşiyle hedef alınmış, yerleşim yerlerinin temel altyapısı zarar görmüştür. Saldırılarda, Lübnan’ın savunma yeteneklerinin yetersiz kaldığı açıkça görülmektedir.
İsrail ordusunun açıklamaları, Lübnan’daki olası füze saldırıları sonrası sirenlerin devreye girmesi ve ardından ülkenin geneline yayılacak hava saldırıları planının olduğunu ortaya koymaktadır. Bu durum, İsrail’in Lübnan’daki kara gücünü genişletme amacının açıkça ortaya koyulmuş bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir. Lübnan Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı bilgilere göre, bu çatışmalarda 1 milyon 162 bini aşkın insan yerinden edilmiştir, bu da bölgedeki insani krizi daha da derinleştirmektedir.
Durum, uluslararası arenada da dikkatleri üzerine çekmiş, birçok ülkenin İsrail’e yönelik tepkilerini dile getirmesiyle birlikte, Lübnan’ın güvenliğini sağlamak ve sivillerin korunmasını sağlamak için acil çözümler bulunması gerektiği vurgulanmaktadır. Bölgede barışın ve güvenliğin yeniden tesis edilmesi için uluslararası toplumun aktif rol oynaması büyük önem taşımaktadır.”}”>