Batı Şeria'nın kalbinde, Teyasir köyü, yaşam mücadelesinin acı bir örneği olarak duruyor. İsrail ordusunun 2025’te başlattığı ve ardından süren operasyonlarla, köy sakinlerinin toprakları, sömürgecilik politikalarının bir parçası haline geldi. Bu operasyonlar, köyün temel geçim kaynağı olan tarım arazilerine yönelik sistematik bir saldırı kampanyası olarak kendini gösteriyor.

Saldırılar, genellikle fanatik İsrailli grupların düzenlediği baskınlarla sınırlı kalmıyor. Köy sakinlerinin mülklerine yönelerek, evleri tahrip ediyor, hayvanlarını çalıyor ve hatta fiziksel şiddete başvuruyor. Bu durum, köydeki yaşamı bir kabusa dönüştürüyor. Köy Meclisi Başkanı Hani Ebu Ali, bu baskınların rutinleştiğini ve İsraillilerin Filistinli çiftçilere karşı bir tür ‘hayat daraltma’ politikası uyguladığını vurguluyor. Köy sakinlerinin, tarlalarına ve seralarına erişimini engellemek, gelir kaynaklarını ortadan kaldırmak gibi eylemler, bölgedeki gerilimi tırmandırıyor.

Hani Ebu Ali’nin aktardığına göre, etkilenen arazilerin yüzölçümü 1500 dönüme ulaşıyor. Ancak, sürekli saldırılar ve kaçak yerleşimlerin etkisiyle, Filistinliler sadece 150 dönümden faydalanabiliyor. Bu durum, köy ekonomisini felç ediyor ve çiftçilerin gelecek kaygısı yaşamasına neden oluyor. Ayrıca, köy sakinleri tarafından yaşanan fiziksel saldırılar da kabul edilemez bir boyuta ulaşıyor. Gençlerin darbelerle karşı karşıya kalması, yaşlıların da zarar görmesi ve hastanelerde tedavi görenlerin sayısı, bu durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor.

Köy sakinlerinden Haldun Derağime’nin anlattığına göre, İsrailliler sadece tarlaları değil, aynı zamanda onlarca hayvanını da çalıyordu. Ramallah’ta bulunan hayvanlarını geri almaya çalışırken başarısız olan Derağime, köydeki yaşamın sürekli bir tehdit altında olduğunu vurguluyor. Derağime’nin anlattığı gibi, İsraillilerin korunduğu ve arazine gidenlerin askerlerle karşı karşıya kalacağı, köy sakinleri için yaşamın en temel unsurlarını tehlikeye atan bir gerçekti. Bu durum, bölgedeki güvenlik ve insan hakları ihlallerinin ne kadar derinlere uzandığını gösteriyor.

Teyasir köyündeki bu olaylar, Batı Şeria’daki kaçak yerleşimlerin ve İsrail güçlerinin Filistinliler üzerindeki baskısının sadece bir parçası. Uzmanlar, bu tür saldırıların “sessiz tehcir” olarak adlandırılan bir stratejinin parçası olduğunu belirtiyor. Bu strateji, sürekli baskı ve şiddet yoluyla Filistinlilerin topraklarından sürülmesini hedefliyor. Özellikle kuzey Ürdün Vadisi’ndeki tarım arazilerinin demografik yapısını değiştirmeye yönelik bu girişimler, bölgedeki istikrarı daha da tehdit ediyor. Saldırıların yoğunlaştığı dönemde, İsrailliler 443 saldırı gerçekleştirmiş, sivillere doğrudan ateş açmış ve mülkleri tahrip etmişlerdir. Bu durum, uluslararası toplum tarafından derhal ve güçlü bir şekilde kınanması gereken bir gerçeği ortaya koymaktadır.