Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Federal Meclis'teki kritik bütçe müzakerelerinde, Almanya için Alternatif Partisi'nin (AfD) popülist politikalarına yönelik güçlü bir ret mesajı sundu. Merz, AfD'nin ‘geri göç’ çağrılarını, ülkenin geleceği için ciddi bir risk olarak nitelendirerek, bu tür söylemlere karşı son derece sert bir duruş sergiledi. Bu tartışmalı konuyu kamuoyuna duyururken, ekonomideki ve toplumsal hayattaki potansiyel sonuçlara dikkat çekerek, AfD'nin fikirlerinin ne kadar tehlikeli olabileceğine işaret etti.
Başbakan Merz, özellikle zanaat sektöründeki kritik rolü vurgulayarak, AfD'nin ‘geri göç’ politikalarının bu sektörü nasıl felç edebileceğine dair çarpıcı bir örnek sundu. Sektörde çalışan her altı kişvi işvereninden birinin yabancı kökenli olduğunu ve bu durumun, AfD'nin varsayımlarının ülkeyi nasıl bir kaosa sürükleyebileceğini gösterdiğini savundu. Merz, bu tür bir politikaların, Almanya'nın rekabet gücünü zayıflatacağını, işsizliği artıracağını ve ekonomik büyümeyi engelleyeceğini vurgulayarak, AfD'nin gerçekçi olmayan hedeflerinin ne kadar tehlikeli olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Merz, aynı zamanda sığınma başvurusu reddedilmiş milyonlarca kişinin sınır dışı edilmesi talebini de şiddetle eleştirdi. Bu yaklaşımın, insan haklarına aykırı olduğunu, uluslararası hukukun ihlali anlamına geldiğini ve Almanya'nın değerlerine aykırı olduğunu savundu. ‘Etnik temizlik’ benzetmesiyle ifade ettiği endişesi, AfD'nin söylemlerinin ne kadar tehlikeli ve ayrımcı olduğunu gösteriyordu. Başbakan, Almanya'da yaşayan, refah sistemine katkıda bulunan ve ülkenin kalkınmasına hizmet eden milyonlarca göçmen kökenli insanın, AfD'nin politikalarıyla nasıl hedef görüldüğünü ve toplumda ne kadar büyük bir güvensizlik yaratıldığını vurguladı.
AfD Eş Başkanı Alice Weidel ise Federal Meclisteki konuşmasında, partinin Saksonya-Anhalt seçimlerindeki başarısını, AfD'nin seçmenlerin taleplerini yansıttığını ve partinin yolunun doğru olduğunu gösterdiğini savundu. Weidel, ‘Göç krizinin sona erdiğini’ iddia ederek, her yıl ülkeye giren yüz binlerce göçmen, özellikle Müslüman kabile kültürlerinden gelenlerin, Almanya'yı istikrarsızlaştırdığını ve suç oranlarını artırdığını iddia etti. Sınır dışı edilmesi gereken mültecilerin, Almanya'da ne aradıklarını sorgulayarak, bu insanların ülkeyi terk etmesi gerektiğini savundu. Weidel'in bu söylemleri, Merz'in eleştirilerine karşılık olarak, AfD'nin radikal ve popülist yaklaşımını daha da net bir şekilde ortaya koydu.