Gazze Şeridi’nin eğitim altyapısı, İsrail’in yoğun bombardımanlarına ve saldırılarına son derece zarar görmüştür. Eğitim sisteminin geleceği belirsizleşirken, yeni eğitim-öğretim yılına hazırlanan öğrenciler, yok oluşun ve travmanın gölgesinde umut arayışına girdiler. Yüzlerce okul, üniversite ve eğitim merkezi, ya tamamen yıkılmış ya da ağır hasar görmüş, binlerce öğrenci ve öğretmen hayatını kaybettiği veya yaralandığı bu süreçte, eğitim altyapısı da ciddi oranda yok olmuştur.
Saldırılar, 20 binden fazla öğrenci ve 532’den fazla öğretmenin kaybına yol açarak, eğitim sisteminin temelini sarsmıştır. Eğitim Bakanlığının verilerine göre, 2023’ten beri düzenli eğitimden mahrum kalan öğrenciler için kaybedilen eğitim günlerinin sayısı, 2023 öncesi dönemin üçte birinin altına düşmüştür. Okullar, geçici barınma alanlarına dönüşmüş, eğitim ortamı olan yapılar yerinden edilerek, öğrencilerin geleceği için en önemli güvdenin alınmasına neden olmuştur. Bu durum, Gazze’deki gençlerin potansiyelini körelten, travmatik bir gerçek haline gelmiştir.
Yeni eğitim-öğretim yılı, 16 Eylül’de idari personel ve öğretmenlerin görevlerine dönmesiyle başlamış, 19 Eylül’de ise öğrenciler eğitime katılacaktır. Filistin Eğitim ve Yükseköğretim Bakanlığı, 6 Eylül’de yaptığı açıklamada, yarım milyondan fazla öğrenciye hizmet edecek yaklaşık 700 eğitim noktasının hazırlanmakta olduğunu duyurmuştur. Bu noktaların 25 geçici okul olmak üzere, yüz yüze eğitime ulaşamayan öğrenciler için çevrim içi eğitim hizmeti sunması planlanmaktadır. Ancak, bu çabalar, İsrail’in saldırılarının yarattığı yıkımın boyutlarını tamamen ortadan kaldırmakta yetersiz kalmaktadır.
Saldırılar öncesinde Gazze’de 584 okul binası bulunurken, şimdi ise okulların yüzde 95’i hasar görmüştür. Devlet okullarında 309 bina tamamen, 12’si kısmen yıkılmış, 8 bina ağır, 50 bina orta, 59 bina ise hafif hasar görmüştür. Özel okullarda ise 70 bina arasında yaklaşık 30’u tamamen, 26’sı kısmen yıkılmış, 11 bina ağır, bir bina ise hafif hasar görmüştür. Bu yıkım, Gazze’deki eğitim sisteminin geleceği için ciddi bir tehdit oluşturmakta ve bölgedeki çocukların eğitim haklarını ciddi şekilde kısıtlamaktadır. Bu durum, sadece eğitim alanında değil, aynı zamanda bölgedeki sosyal ve ekonomik kalkınma hedeflerini de olumsuz etkilemektedir.