İsveç'in uzun süredir uyguladığı açık kapı politikası, son yıllarda radikal bir dönüşüm geçirmiş durumda. Sınırlarını sıkılaştıran ve göçmenlere yönelik katı kurallar uygulayan bu Avrupa ülkesi, seçim stratejilerini yeniden şekillendirmek amacıyla dikkat çeken bir girişim başlattı. Sağ koalisyon hükümeti, özellikle aşırı sağcı İsveç Demokratları'nın baskılarıyla birlikte, göçmenlerin ülkeden ayrılması karşılığında 37 bin dolara varan maddi teşvikler sunarak, kamuoyunu etkilemeyi hedefliyor.
Bu program, yaklaşık 1,3 milyar kronluk bir bütçeyle hayata kondu ve internet üzerinde çok dilli bir tanıtım kampanyasıyla geniş kitlelere ulaştırılıyor. 13 Eylül'de yapılacak genel seçimler öncesinde koalisyonun en önemli propaganda aracı haline gelen bu önlemler, aynı zamanda kıta genelindeki milliyetçi hareketlerin yükselişini de gözler altında takip ediliyor. Almanya için Alternatif (AfD) gibi sağ partilerin temsilcileri, benzer politikaların diğer ülkelerde de uygulanacağını savunarak, sosyal ve mali yüklerin azaltılmasına yönelik bir argüman öne sürüyor.
Ancak göç araştırmacıları, bu tür teşviklerin kitlesel bir göç dalgası yaratmaktan uzak olduğunu, daha ziyade sembolik bir hamle olarak değerlendiriyor. Yüksek maddi tekliflere rağmen, programın başvuru sayısı 200'ü aşmamış durumda. Aşırı sağ kanat temsilcileri, bu programı İsveç vatandaşlığına geçmiş kişileri de kapsayacak şekilde genişletilmesini talep ederken, muhalefet ve insan hakları örgütleri ise uygulamayı toplumu kutuplaştıran ve tehlikeli bir popülizm örneği olarak nitelendiriyor.
Stockholm'in banliyölerinde yaşayan farklı kökenlerden sığınmacılar, bu maddi teşviklere rağmen ülkeden ayrılmayı düşünmediklerini belirtiyor. Baskılardan uzak, güvenli bir yaşam kurduklarını ve baskı altında yaşamanın kendileri için kabul edilemez olduğunu vurguluyorlar. Aynı zamanda, İsveç hükümetinin yasal kısıtlamaları sürdürmesi, göçmenlerin hukuki durumunu giderek daraltıyor. Kalıcı oturum izinlerinin kaldırılması ve süreli izinlerin yeniden değerlendirilmesi gibi önlemler, göçmenlerin ülkedeki geleceği hakkında belirsizlik yaratıyor.