Küresel enerji piyasalarındaki karmaşık gelişmeler, akaryakıt fiyatlarını yeniden şekillendiriyor. İran'daki gerilimler, Rusya'daki rafineri saldırıları ve ihracat kısıtlamaları gibi faktörler, küresel akaryakıt arzını ciddi şekilde daraltırken, bu durum da benzin ve motorin fiyatlarına yansıyan bir baskı yaratıyor. Özellikle Akdeniz havzasındaki rafineri kar marjlarındaki aşırı yükselişler, bu artışın temel nedenini oluşturuyor.
27 Şubat'ta Akdeniz havzasında varil başına 27 dolar olan rafineri kar marjı, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından hızla 47,5 dolara, daha sonra 81 dolara yükseldi. Bu durum, rafinerilerin ham petrolü işleyerek ürettikleri ürünlerin değer ile ham petrol maliyetleri arasındaki farkın, altı ayda üç katına çıkışıyla gösteriyor. Bu marj artışı, küresel piyasalarda ham petrol ve işlenmiş petrol ürünlerinde ciddi bir arz sıkışıklığına işaret ediyor.
Bu sıkışıklık, özellikle motorin gibi ürünlerde Avrupa ve ABD’de rekor seviyelere ulaşmış durumda. Avrupa’da motorin marjı varil başına 78,91 dolarla zirveye ulaşırken, ABD’de 100 doların üzerine çıkarak işlem görmüş. Bu durum, rafinerilerin, ham petrolün yanı sıra işlenmiş petrol ürünlerinde de yetersiz kalabileceğini ve bu nedenle fiyatların yükseldiğini ortaya koyuyor. Türkiye’nin akaryakıt fiyatlamasında Akdeniz piyasasının referans alması, bu durumun ülkeye doğrudan yansımasını sağlıyor.
Türkiye, benzin ihtiyacının tamamını yerli rafinerilerden karşılarken, motorin ihtiyacının büyük bir bölümünü ithal ediyor. Bu durum, Akdeniz piyasasında yaşanan fiyat artışlarının Türkiye’deki pompa fiyatları üzerinde de önemli bir etki yaratmasına neden oluyor. Bu nedenle, küresel fiyat hareketlerinin tüketiciye etkisini azaltmak amacıyla uygulanan Eşel Mobil sistemi gibi önlemler, akaryakıt fiyatlarındaki artışları dengelemeye yönelik önemli bir araç olarak kullanılıyor.”}”>