Türkiye ekonomisinin geleceği, son yıllarda gözlemlenen üretimdeki azalma ve ihracat gelirlerindeki düşüşle şekillenmeye hazırlanıyor. Özellikle hazır giyim sektörü, bu olumsuz trendlerin en yoğun yaşandığı alanlardan biri olarak dikkat çekiyor. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği’nin (TGSD) önde gelen isimleri, mevcut destek mekanizmalarının sektöre yeterli etki etmediğini ve daha kapsamlı bir sanayi politikası gerekliliğini vurguluyor.

TGSD’nin üst yöneticileri, sektörün karşı karşıya olduğu temel sorunu, dış pazarlardaki rekabetin artması ve yerel üretim kapasitesinin zayıflaması olarak değerlendiriyor. Mevcut teşviklerin, iş gücü kaybını ve şirketlerin kapanmalarını engelleyemediğini belirterek, üretim, teknoloji, finansman ve marka değerlerini bir araya getiren bütünleşik bir sanayi stratejisi çağrısında bulunuyorlar. Bu strateji, Avrupa’nın 1980’lerdeki benzer bir dönüşümden ders çıkarılarak, Türkiye’nin kendi sanayi ekosistemini koruma ve güçlendirme hedefleri doğrultusunda şekilleniyor.

Analizler, Türkiye’nin uzun vadeli büyüme potansiyelinin, güçlü bir sanayi tabanına ve yüksek katma değerli ürünlere sahip olmasından kaynaklandığını gösteriyor. Avrupa Birliği’nin düşük teknolojili üretim faaliyetlerini yüksek teknolojili sektörlere kaydırarak rekabet gücünü artırma modelinin, Türkiye’nin de benzer bir strateji izlemesi gerektiğini savunuyor. Bu bağlamda, mevcut üretim kapasitesinin korunması ve yerli katma değer oranının artırılması öncelikli hedefler haline geliyor.

TGSD’nin hazırladığı “Uzgörü 2050 ve Stratejik Yol Haritası”, sektörün geleceği için bir yol haritası sunuyor. Bu yol haritası, hazır giyim sektöründe kalıcı kayıpların önlenmesi ve sürdürülebilir bir büyüme sağlanması hedefleniyor. Sektörün maliyet yapısındaki sorunlar (ithal girdilere bağımlılık) ve finansman maliyetlerindeki artışlar göz önüne alınarak, sektörün yeniden konumlandırılması ve rekabet gücünün artırılması için detaylı stratejiler geliştiriliyor. Bu stratejiler, farklı coğrafi bölgelerde ürün segmentlerine göre üretim yapısının oluşturulmasını, yerli katma değer oranını artıracak yatırımların teşvik edilmesini ve ihracatın çeşitlendirilmesini içeriyor.