Yala Milli Parkı’nda yaşanan dramatik su kıtlığı, parkın doğal dengesini ve canlılarını derinden etkileyen bir olgu olarak karşımıza çıkıyor. Uzun süredir devam eden kuraklık ve aşırı sıcaklıklar, park içindeki doğal su kaynaklarını hızla tüketirken, göletler ve su çukurları birer birer kurumaya başladı. Bu durum, parkın en önemli özelliği olan vahşi hayvan popülasyonu için ciddi bir yaşam tehlikesine dönüşmüş durumda. Tankerlerle su taşınması, bu kritik anlarda hayatta kalma umudunu temsil ediyor.

Günlük olarak farklı noktalardan toplanan su, özel tankerlerle göletleri ve su çukurlarını dolduruyor. Ağustos ayında sadece Yala bölgesinde üç tankerle yaklaşık 20 ton su taşınıyordu. Ancak, kuraklığın şiddetlenmesiyle bu sayı katlanarak artmış durumda. Ayrıca, boru hattının ulaşamadığı bölgelerde güneş enerjisiyle çalışan alternatif su sistemleri de devreye alınmış olsa dahi, talebi karşılamakta yetersiz kalıyor. Menik Nehri’nden alınan su, bu bölgelere taşınarak hayvanların suya erişimini sağlıyor. Bu strateji, özellikle geyik, manda, maymun ve timsah gibi türler için hayati bir rol oynamakta.

Kuraklığın etkileri sadece Yala ile sınırlı kalmıyor. Okkampitiya ve Maligawila çevresindeki ormanlık alanlarda yaşayan fil sürülerinin su ihtiyacını karşılamak için Illukpitiya göletine yönelmesi, buranın da büyük ölçüde kuruyarak hayvanlar için hayatta kalma imkanı sunmamasına neden oluyor. Bu durum, parktaki hayvan popülasyonu üzerinde ciddi baskı yaratıyor. Yala'da ise tankerlerle doldurulan su noktaları, birçok hayvan türü için güvenli bir su kaynağı oluşturmuş durumda.

Bu acil durum, park yönetimi tarafından da hızlı ve etkili önlemler alınmasına yol açtı. Yala Milli Parkı’nın en yoğun ziyaret edilen bölgeleri, 14 Eylül - 15 Ekim tarihleri arasında ziyaretçilere kapılarını kapatacak. Bu kararın amacı, özellikle hayvanların yaşadığı stres seviyesini azaltmak ve insan etkisinin minimuma indirilmesini sağlamak. Parkın normale dönmesi ise önümüzdeki dönemde beklenen yağışlara bağlı olarak gerçekleşmesi bekleniyor. Ayrıca, yoğun safari trafiği de bu kararın alınmasında etkili oldu. Park yetkilileri, hayvanların suya rahatça ulaşabilmesi ve insan yoğunluğunun azaltılması için bu önlemi alıyor.