Türkiye'nin siyasi arenasında yeni bir tartışma konusu açılmış durumda: “Alevi Aydınlar Bildirgesi”. Bu belge, terör örgütü PKK'nın yöneticileri tarafından, sürece yönelik bir sabotaj olarak değerlendiriliyor. Mustafa Karasu’nun açıklamaları, bu değerlendirmeyi destekliyor ve bildirgenin ardındaki motivasyonları sorgulamaya getiriyor.
Bildirgenin yayımlanması, Demokrat Parti’nin içerisinde de rahatsızlık yaratmış, aynı zamanda terör örgütü PKK’nın da tepkisini çekmiş durumda. PKK’nin söz konusu lideri Mustafa Karasu, bildirgenin amacını “sabotaj” olarak tanımlarken, sürecin destekçileri olan Alevilerin bu hamlesini şaşkınlık ve eleştiriyle karşılamış. Karasu’nun sorusu, “Kim yönlendirdi bunları?” ifadesi, bildirgenin arkasındaki güçlerin ve etkileşimlerin karmaşıklığını gözler önüne seriyor.
Karasu, bildirgenin Alevi kurumlarının temsilcileri tarafından sahiplenilmemesini de eleştiriyor. Bu durum, bildirgenin ne kadar tartışmalı bir yapıya sahip olduğunu ve farklı toplumsal gruplar arasında ne kadar gerilim yarattığını gösteriyor. Ayrıca, Karasu’nun, benzer ulusalcı çevrelerin bu tür kışkırtmalarla süreci sabote etme potansiyelini de vurgulaması, Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi ve toplumsal dinamikleri daha da derinleştiriyor.
DEM Parti’den yapılan resmi açıklamada, “Yavuz Sultan Selim-İdris-i Bitlisi ittifakı” önerisine ilişkin Öcalan’ın herhangi bir değerlendirmesinin bulunmadığı ve Alevilerin sürecin karşısında gösterilmeye çalışılmasının kabul edilemez olduğu belirtiliyor. Bu durum, bildirgenin ortaya çıkışının, farklı siyasi ve ideolojik gruplar arasındaki rekabetin bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Tartışmanın, Türkiye’nin geleceği ve farklı toplumsal grupların varoluşsal kimlikleri açısından önemli sonuçları olabileceği düşünülüyor.”} attı: