Petrol piyasasının nabzı, Hürmüz Boğazı üzerinden akan akışla birlikte yeniden belirleniyor. Orta Doğu’dan gelen petrol sevkiyatındaki ani düşüş, piyasada arz ve talep dengesini ciddi şekilde etkileyerek Brent petrolünün 100 dolar psikolojik bariyerini aşmasını engelliyor. Hürmüz’deki trafik yoğunluğundaki azalma ve alternatif rotaların artan önemi, küresel enerji piyasasında yeni dinamikler yaratıyor.
Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimlerin etkisiyle petrol arzı ciddi oranda daraldı. Savaş öncesinde bölgeden günlük yaklaşık 18 milyon varil ham petrol sevk ediliyordu. Ancak mevcut durum, bu rakamın sadece 11 milyon varile gerilemesine neden oldu. Bu durum, Hürmüz Boğazı üzerinden gelen petrol akışının da azalmasına yol açtı. Pazartesi günü boğazdan sadece 7 emtia gemisi geçti; bu, bölgedeki risk primiyle birlikte piyasada belirsizliğin artmasına neden oldu.
Hürmüz’deki trafik yoğunluğundaki bu düşüş, Brent petrol fiyatlarının 100 doların altında kalmasında önemli bir rol oynuyor. Ancak durumun karmaşık olduğunu gösteren bir diğer unsur da, petrolün farklı rotalarla taşınması. Mısır’ın Sidi Kerir limanından yapılan sevkiyatlar, Irak ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin de alternatif ihracat kanalları kullanması, küresel piyasada arzın dengelenmesine katkı sağlıyor. Ayrıca, Babülmendep Boğazı’ndan geçen gemi sayısı artışıyla da alternatif rotaların tercih edildiği gözlemleniyor.
Piyasanın karmaşıklığına dikkat çeken bir diğer faktör ise, Orta Doğu dışındaki üreticilerden gelen artan üretim. ABD, Kanada ve Guyana gibi ülkelerden gelen ek üretim, Orta Doğu’dan kaynaklanan 7 milyon varil arasındaki kaybı tam olarak karşılamasa da, küresel arz açığını azaltarak petrol fiyatlarının daha yüksek artış göstermesini engelliyor. Rusya’nın ham petrol ihracatındaki istikrarlı rakamlar da bu dengeyi korumaya devam ediyor. Çin’in petrol talebindeki azalma ise, elektrikli araçların yaygınlaşması ve petrokimya sektöründeki gelişmelerle desteklenerek talep tarafında da bir miktar denge yaratıyor. Bu faktörler, küresel enerji piyasasında arz ve talep arasındaki dengeyi koruyarak petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkmasını engelleyerek piyasanın daha istikrarlı bir seyir izlemesini sağlıyor.”}çıkartması. Ancak bu durum, küresel piyasanın karşı karşıya kaldığı arz açığını küçülterek petrol fiyatlarının daha sert yükselmesini sınırlıyor.
Rusya’nın ham petrol ihracatı da temmuz ve ağustosta günlük yaklaşık 5,5 milyon varil seviyesinde kalmayı sürdürdü. Bu rakam hazirandaki 6,4 milyon varillik zirvenin altında olsa da savaşın ilk dönemlerine kıyasla küresel piyasaya önemli miktarda Rus petrolü ulaşmaya devam ediyor.
Dördüncü büyük unsur ise talep tarafında ortaya çıkıyor. Dünyanın en büyük petrol ithalatçısı Çin’in deniz yoluyla ham petrol alımları temmuz ve ağustosta günlük yaklaşık 7 milyon varile kadar gerilerken, şubat ayında bu miktar 11 milyon varilin üzerindeydi.
Elektrikli araç kullanımının hızla artması ve petrokimya sektöründe kömür bazlı üretimin yaygınlaşması Çin’in petrol talebini baskılayarak Ülkenin yaklaşık 1,17 milyar varile ulaştığı tahmin edilen geniş petrol rezervleri de ani arz kesintilerine karşı piyasaya önemli bir güvence sağlıyor. Küresel ölçekte petrokimya ve ulaşım yakıtlarında talep kaybının üçüncü çeyrekte günlük yaklaşık 3,5 milyon varile ulaştığı hesaplanıyor. Bu tablo, savaş nedeniyle daralan arzın fiyatlara aynı büyüklükte yansımasını engelliyor.”}çıkartması. Ancak bu durum, küresel piyasanın karşı karşıya kaldığı arz açığını küçülterek petrol fiyatlarının daha sert yükselmesini sınırlıyor.
Rusya’nın ham petrol ihracatı da temmuz ve ağustosta günlük yaklaşık 5,5 milyon varil seviyesinde kalmayı sürdürdü. Bu rakam hazirandaki 6,4 milyon varillik zirvenin altında olsa da savaşın ilk dönemlerine kıyasla küresel piyasaya önemli miktarda Rus petrolü ulaşmaya devam ediyor.