Londra, son dönemde İsrail ile arasındaki gerilimi tırmandıracak adımlar atmaya hazırlanıyor. İngiltere hükümeti, işgal altındaki Batı Şeria’da faaliyet gösteren yasa dışı İsrail yerleşimlerinin üretim ve ticaretine yönelik kapsamlı kısıtlamalar uygulamaya konulmasıyla dikkat çekiyor. Dışişleri Bakanı Ed Miliband’ın Avam Kamarası’nda bu konuyu gündeme getirmesi beklenecekken, önlemlerin sadece tarım ürünlerini değil, tüm mal ve hizmet ticaretini kapsayacak yaptırımları içereceği tahmin ediliyor. Bu hamle, yerleşim bölgelerinden elde edilen ürünlerin yeraltı ticaretiyle bölgeye girmesini engelleme amacını taşıyor.

Bu stratejik hamlenin ardında, Londra yönetimi tarafından İsrail’in Doğu Kudüs’te gerçekleştirdiği E1 bölgesindeki 1200 konut projesine yönelik sert tepkiler bulunuyor. Projenin, iki devletli çözüm sürecini ciddi şekilde tehlikeye attığı ve uluslararası hukukun temel prensiplerine aykırı olduğu gerekçesiyle kınandığı belirtiliyor. Bu durum, Londra'nın İsrail'in işgal politikalarına karşı daha da sert bir duruş sergileyeceğine işaret ediyor.

Ancak gerilim sadece Batı Şeria ile sınırlı kalmıyor. İngiltere’nin Arjantin ile uzun yıllardır devam eden Falkland Adaları (Malvinas) anlaşmazlığı da yeniden gündeme geldi. Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Başbakan Binyamin Netanyahu’ya Falkland Adaları’na yönelik İngiliz hassasiyetlerini artırarak, adaların Arjantin halkının hakları doğrultusunda geri alınmasını talep etmesi çağrısında bulundu. Ben-Gvir, adaların İngiliz işgali altında olduğunu ve bu durumun İngiltere’ye yönelik yaptırım uygulamasını meşrulaştıracağını savundu.

Bu gelişmelerin yanı sıra, İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, mevcut İngiliz hükümetini hedef alarak İsrail Büyükelçisi Simon Walters’ın derhal sınır dışı edilmesini talep etti. Smotrich, İngiltere’nin ekonomik ve toplumsal sorunlarını çözmek için İsrail’e yönelik saldırı girişiminde bulunduğunu iddia etti. Bu durum, İngiliz-İsrail ilişkilerinde daha da derin bir krize yol açma potansiyeli taşıyor. Londra yönetimi, bu tür provokatif söylemlere karşı dikkatli bir yaklaşım sergilemeye çalışırken, İsrail’in işgal politikalarına karşı duruşunu kararlılığını koruyor.