Son dönemde gerçekleştirilen kamuya ait altyapı projelerinin özelleştirme yoluyla hayata geçirilmesi, ülke ekonomisi ve kamu kaynakları üzerinde derin tartışmaları beraberinde getiriyor. Bu süreç, Osmanlı İmparatorluğu’nun geçmişte uyguladığı mali politikaları hatırlatarak, benzer bir modelin yeniden devreye sokulmaya çalışıldığını gösteriyor. Özellikle, ‘malikane’ olarak bilinen ve kriz dönemlerinde devlet gelirlerinin özel kişilere devredilerek rahatlatılmaya çalışıldığı dönemlerin yankıları günümüze taşınırken, benzer bir mali stratejinin yeniden uygulanması ihtimali, dikkatli bir değerlendirme yapılmasını zorunlu kılıyor.
YENİ Parti Ekonomi Konseyi’nin yaptığı değerlendirmelerde, bu özelleştirme sürecinin, Osmanlı’daki kriz dönemlerindeki ‘malikane’ uygulamasına benzer bir mantık taşıdığı vurgulanıyor. Bu yaklaşım, devletin vergisiyle elde ettiği gelirlerin, mevcut kâr eden kamu varlıklarının rant amacıyla özel sektör şirketlerine devredilerek, uzun vadeli bir finansman kaynağı olarak kullanılması anlamına geliyor. Bu durum, vatandaşın emeğinin karşılığını almadığı ve kamu kaynaklarının geleceğe ait gelirlerin peşin bedelle alınarak özel çıkarların ön planda tutulduğu bir modelin yeniden canlandırılması olarak değerlendiriliyor. Bu durum, hukukun ve vicdanın sınırlarını aşan bir mali strateji olarak kabul ediliyor.
Tartışmalar, özelleştirme sürecinin sadece mali açıdan değil, aynı zamanda sosyal ve hukuki boyutları da kapsıyor. Raporlarda, “Milletin vergisiyle inşa edilen bu altyapıların, özel işletmecilerin kârını ve finansman maliyetini de ödemek zorunda bırakılması, adil bir paylaşım ve kaynak yönetimi anlayışına aykırı” şeklinde eleştiriler yapılıyor. Ayrıca, özelleştirme ile birlikte bayramlarda ücretsiz yapılan geçişlerin de sona ereceği vurgulanarak, vatandaşın altyapı kullanım hakkının karşılıksız kaldığı savunuluyor. Bu durum, vatandaşın haklarının gasp edilmesi ve devletin sorumluluklarından çekici bir şekilde uzaklaşması olarak değerlendiriliyor.
Özetle, köprü ve otoyolların özelleştirme kararı, sadece ekonomik bir karar değil, aynı zamanda geçmişteki mali hatalardan ders çıkarılmasını ve kamu değerlerinin korunmasını amaçlayan bir uyarı niteliğinde. ‘Vatana ihanet’ olarak kabul edilebilecek bu finansman modelinin, gelecekteki nesillerin haklarını koruma altına almak için dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi gerekiyor.”} att: