Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA), havacılık sektörünü derinden etkileyen jeopolitik gelişmelerin sonuçlarını değerlendirirken, jet yakıtı piyasasında bir dönüşün uzun soluklu bir süreç olacağını açıkça belirtti. Genel Direktör Willie Walsh, Singapur’da düzenlenen bir bilgilendirme toplantısında, ABD ve İran arasında sağlanan geçici ateşkesin, sektör üzerindeki etkilerini detaylandırdı. Bu ateşkes, Hürmüz Boğazı'nın yeniden kullanıma açılmasıyla birlikte, uzun süredir devam eden yakıt tedarikindeki sorunların çözüme kavuştuğu düşünülüyordu.

Walsh, ateşkesin başlangıçta ham petrol fiyatlarında bir düşüşe neden olabileceğini öngörse de, rafinerilerin kapasitesindeki mevcut aksaklıklar nedeniyle jet yakıtı maliyetlerinin normal seviyelere ulaşmasının aylar süreceğini vurguladı. Orta Doğu’daki rafineri operasyonlarındaki sorunlar, arzın talebi karşılayacak potansiyele ulaşmasını engelleyerek, havacılık şirketleri için önemli bir mali yük oluşturmaya devam ediyor. Bu durum, özellikle Avrupa’da uçuş operasyonlarını doğrudan etkileyerek, yakıt fiyatlarındaki artışın yüzde 100’lük bir seviyeye ulaşmasına neden olmuştu.

Avrupa’nın jet yakıt ihtiyacının önemli bir bölümünü Basra Körfezi’nden gelen ham petrol tarafından karşıladığı göz önüne alındığında, bu bölgedeki kesintiler, Avrupa ülkelerinde yakıt fiyatlarında tarihi zirvelere ulaşmasına yol açmıştı. İtalya’daki bazı havalimanlarında yakıt alımına getirilen kısıtlamalar ve Avrupa genelinde yaz uçuşlarının risk altında olduğu konusunda hava yolu şirketlerinin uyarıları, ateşkesin havacılık sektörüne getirdiği belirsizliği gözler önüne seriyordu. Bu durum, özellikle yoğun sezonda uçuş programlarını yeniden düzenleme ve yolcu taleplerini karşılamada ciddi zorluklar yaşamaya neden oluyordu.

IATA’dan yapılan açıklamalar, jet yakıtı piyasasının normale dönmesinin, sadece Hürmüz Boğazı’nın kalıcı olarak açılmasıyla değil, aynı zamanda rafineri kapasitesinin iyileştirilmesi ve tedarik zincirinin yeniden yapılandırılmasıyla gerçekleşebileceğine işaret ediyor. Bu nedenle, havacılık sektörü için uzun vadeli bir strateji geliştirmek ve bu süreçte oluşabilecek olası aksamalara karşı önlemler almak büyük önem taşıyor. Walsh, bu konuda sektör temsilcileriyle işbirliği içinde çalışarak, havacılık sektörünün bu zorlu dönemi en az hasarla atlatmasını hedeflediklerini belirtti.