Küresel enerji piyasasının nabzını tutan Hürmüz Boğazı, son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmelerle birlikte beklenmedik bir dönüşüme şahit oluyor. Boğazın stratejik önemi, enerji akışını şekillendiren kritik bir geçiş noktası olmasına rağmen, bölgedeki çatışmaların etkisiyle LNG trafiğinde gözle görülür bir düşüş yaşanıyor. Petrol tankeri seferberliğiyle bazı güzergahlar alternatif çözümler üretirken, LNG’nin bu kritik noktadan geçişindeki aksaklıklar, küresel enerji arzında ciddi bir boşluğa neden oluyor.
ABD Enerji Bilgi İdaresi (EIA) tarafından yayınlanan raporlar, 2025 ve 2026 yıllarında Hürmüz Boğazı’ndaki enerji taşımacılığında yaşanan çarpıcı değişimleri ortaya koyuyor. Raporlara göre, 2025’in son çeyreğinde Hürmüz’den günde 21,6 milyon varil petrolün geçişi planlanırken, ABD ve İsrail’in ortak girişimiyle ortaya çıkan savaş sonrası durum, 2026’nın ikinci çeyreğinde bu rakamı sadece 4,9 milyon varile düşürmüş. Aynı dönemde günlük LNG akışı ise dramatik bir şekilde 10,5 milyar fitküpten 800 milyon fitküpe gerilemiş, bu da LNG’nin boğazdan geçişinde yüzde 77’lik bir azalmayı işaret ediyor. Bu kesintinin, küresel doğal gaz piyasası üzerindeki etkileri göz önüne alındığında, ciddi bir ekonomik ve stratejik risk oluşturduğu açıkça görülüyor.
Gemi trafiği verileri de bu durumun acı bir şekilde teyit ediyor. 21-27 Haziran haftasında Hürmüz’den 66 ham petrol tankeri ve 16 LNG gemisi geçiş yapmış olsa da, 23-29 Ağustos haftasında ham petrol tankeri sayısı 4’e düşerken, tek bir LNG gemisi bile boğazdan geçememiş. Bu ani ve dramatik düşüş, LNG’nin Hürmüz Boğazı’ndaki güvenli geçişinin ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koyarken, küresel enerji piyasasında yeni bir belirsizlik ortamı yaratıyor. Bu kesintinin, enerji arzı güvenliğini ciddi şekilde tehdit ettiği ve piyasaların yeniden dengelenmesi için uzun bir sürece ihtiyaç duyduğu da bir diğer önemli unsur.
Bu kritik noktadaki aksaklıklar, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin LNG ihracatında kullandığı tek deniz güzergahı olan Hürmüz Boğazı’nın küresel enerji arzındaki önemini daha da artırıyor. Gaz İhraç Eden Ülkeler Forumu (GECF), çatışmaların tırmandığı mart-haziran döneminde Katar’dan 300’den fazla ve BAE’den yaklaşık 20 LNG kargosunun sevk edilemediğini tahmin ediyor. Petrol taşımacılığında ise Hürmüz’e alternatif güzergahların bulunması, kaybı kısmen sınırladı. Suudi Arabistan petrolünün bir bölümünü Doğu-Batı Ham Petrol Boru Hattı üzerinden Kızıldeniz’deki Yanbu Limanı’na yönlendirdi. Ancak LNG’nin bu esnekliği bulunmaması, durumu daha da kritik hale getiriyor. Calypso Commodities Kıdemli LNG Uzmanı Mehdy Touil, petrolün daha büyük tanker filosu, geniş depolama kapasitesi ve alternatif boru hatları sayesinde LNG’ye göre çok daha esnek taşınabildiğini vurgularken, şirketlerin Hürmüz geçişinde daha temkinli davrandığını belirtiyor. LNG’nin kriyojenik taşıma gerektiren özel gemilere ihtiyaç duyması, savaş bölgesindeki sigorta riskleri ve gemi sahiplerinin risk alma iştahındaki azalma da bu temkinliliği artırıyor. LNG tankerlerinin petrol tankerlerinden daha pahalı olmasının gemi sahiplerinin risk alma iştahını azalttığı ve savaş sigortası primlerinin LNG taşımacılığını daha da zorlaştırdığı da dikkat çekiyor. Mevcut güvenlik koşullarında LNG trafiğinin kısa sürede savaş öncesindeki seviyelerine dönmesinin zor olduğu vurgulanıyor.”}