Avrupa’nın finansal sahnesinde yaşanan gelişmeler, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) politikalarını yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Deutsche Bank’ın yayınladığı son rapor, enerji piyasalarındaki ani yükselişlerin ECB’nin sıkı para politikası stratejisini nasıl etkileyeceğini gösteriyor. Bankanın, enerji fiyatlarının enflasyonist baskıyı uzatması ihtimalini göz önünde bulundurarak faiz tahminini revize etmesi, piyasalarda önemli bir değişim dalgası yaratıyor.

Rapor, ECB’nin eylül ayında beklenen 25 baz puanlık faiz artışının ardından aralık ayında da benzer bir artışla mevduat faizinin yüzde 2,75’e ulaşacağını öngörüyor. Bu tahmin, daha önce bankanın eylül ayında mevduat faizini yüzde 2,50’ye yükseltme planı ile çelişiyor. Bu durum, piyasalarda belirsizliğin artmasına ve yatırımcıların stratejilerini gözden geçirmesine neden oluyor. Mevcut durumda ECB’nin mevduat faizi yüzde 2,25 seviyesinde bulunuyor ve piyasaların bu seviyede gerçekleşen bir artışı büyük ölçüde fiyatlandırdığı görülüyor.

Bu revizyonun temelinde yatan sebep, Orta Doğu’daki çatışma gibi jeopolitik risklerin ve petrol fiyatlarındaki artışların, ECB’nin beklentilerini değiştirmesi. Brent petrolün 97 dolar civarında seyretmesi ve Avrupa doğal gaz fiyatlarının 2023 başından beri görülen en yüksek seviyelere ulaşması, enerji şokunun kısa sürede çözülemeyeceği ihtimalini güçlendiriyor. Bu durum, ECB’nin enflasyon hedefini korumak için daha agresif bir para politikası uygulamasına neden olabilir.

Deutsche Bank’ın bu yeni tahmini, piyasa ekonomistlerinin çoğunun beklentilerinden ayrışıyor. Geçtiğimiz piyasa anketlerinde ekonomistler, ECB’nin eylül ayında 25 baz puanlık bir artışla mevduat faizini yüzde 2,50’ye çıkarılacağını öngörürken, yılın bu seviyede kalacağını düşünüyordu. Ancak Deutsche Bank, aralık ayında üçüncü bir faiz artışının gerçekleşme olasılığını daha yüksek değerlendiriyor. Bu senaryo, ECB’nin sıkılaştırma politikasının 2027’ye kadar uzaması anlamına gelebilir. Bununla birlikte, banka yüzde 2,75’i kesin bir sonuç olarak görmüyor ve jeopolitik riskler veya Avrupa ekonomisindeki yavaşlama gibi faktörler karşısında faizlerin yüzde 2,50’de kalabileceğini belirtiyor.”}p>”