Üsküdar Belediyesi’ne dair karmaşık bir olay zinciri, siyasi arenayı yeniden hareket noktasına getiriyor. CHP’ye geçen eski bir AKP belediye üyesi, geçtiğimiz günlerde tutuklandı. Bu durum, yerel yönetimlerdeki partilerin çekişmesini ve hukukun farklı yaklaşımlarını gözler önüne seriyor. Amine Cansu Çelik’in tutukluluğu, sadece bir bireyin kaderini etkilemekle kalmayıp, aynı zamanda siyasi söylemlerde de yeni tartışmaları tetikliyor.
Tutuklanan Çelik, 2019 yerel seçimlerde AKP’den İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Üsküdar Belediye Meclis Üyeliğine seçilmiş, ardından CHP’den meclis üyesi olarak görevine devam etmişti. Ancak, Üsküdar Belediyesi’ne yönelik bir soruşturma sonucunda tutuklandı. Bu durum, muhalefet partileri tarafından sert tepkiyle karşılandı. YENİ Parti lideri Berk Tütüncü, Çelik’in sadece bir belediye başkan yardımcısı değil, aynı zamanda bir anne olduğunu vurgulayarak, hukukun eşit uygulanması gerektiğini savundu. Bu olay, hukukun farklılık gösterdiği ve iktidar karşısında baskı görenlerin farklı muamelelerle karşı karşıya kaldığı yönündeki iddiaları yeniden gündeme getirdi.
Olayın yankıları, sadece Üsküdar’a değil, diğer belediye başkanlarının durumuna da yayıldı. Adana’nın Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin’in 3 Haziran 2025’te tutuklanması ve CHP’nin 30 yıl aradan sonra kazandığı Üsküdar’ın Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın da tutuklu olması, hukukun siyasi etkilerinin bir örneği olarak değerlendiriliyor. Bu durum, yerel yönetimlerdeki siyasi rekabetin ve hukukun bu rekabette nasıl bir rol oynadığının da önemli bir göstergesi.
Konuyla ilgili dikkat çeken bir diğer detay ise, AKP’ye geçen belediye başkanlarının durumunun farklı olması. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, AKP’ye geçtikten sonra iki davadan berat etti. Bu durum, hukukun karmaşıklığını ve davaların sonuçlarının siyasi partilere ve kişilere göre değişebileceğini gösteriyor. Aynı zamanda, Çerçioğlu’nun ailesine ait Jantsa’ya ‘Dış Ticaret Sermaye Şirketi’ statüsü verilmesi, belediye başkanlarının pozisyonlarını kullanarak aile şirketlerine avantaj sağlama potansiyelini de gözler önüne seriyor.