Avrupa kıtasının hurda demir piyasasında artan rekabet, Türkiye’nin çelik sektörüne yeni bir meydan okuması anlamına geliyor. Fuat Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı, Avrupa’nın hurdayı kendi ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik stratejisine doğru kaydığını belirterek, Türkiye’nin bu durumdan olası etkileri konusunda uyarıyor. Tosyalı, sektörün geleceği için kapasite artışından ziyade, hammaddenin güvenilirliğini ve çeşitliliğini ön plana çıkarması gerektiğini vurguluyor.

Türkiye’nin, son yıllarda hurda ithalatında lider konumda olması, sektörün dış kaynaklara olan bağımlılığını gözler önüne seriyor. Ancak, Avrupa Birliği’nin yeni elektrik ark ocakları ile hurda üretimini artırma hedefleri ve hurda ihracatını kısıtlama kararları, Türkiye’nin bu bağımlılıktan kurtulması için acil bir dönüm noktası yaratıyor. Tosyalı, bu riskin, sektörün uzun vadeli sürdürülebilirliğini tehdit edebileceğini belirtiyor ve cevher işleme teknolojilerine yatırım yapılması gerektiğini savunuyor.

Tosyalı Holding’in İskenderun’daki devasa tesisi, bu yeni stratejinin somut bir örneği. 2023 sonunda faaliyete geçerek yıllık 4 milyon ton yassı çelik üretebilen tesis, aynı zamanda 3,4 milyon ton slab ve 2,3 milyon ton kütük döküm kapasitesine de sahip. Yatırımın, Türkiye’nin yaklaşık 4 milyon tonluk yassı çelik ithalatını ortadan kaldırdığı ve katma değerli çelik ihracatına katkıda bulunduğu vurgulanıyor. Tesisin deniz, kara ve demiryolu bağlantıları, lojistik verimliliğini artırırken, denize sıfır konumu da üretim sürecini daha da optimize ediyor.

Yatırımın hayata geçirilmesinde yaşanan gecikmeler, proje sürecini etkilemiş olsa da, Tosyalı, tesisten elde edilen verimlilik ve kapasite artışı ile bu zorlukların üstesinden gelindiğini belirtiyor. Pandemi ve 6 Şubat depremleri gibi beklenmedik olaylar, inşaat sürecini aksatırken, bölgedeki iş gücü kıtlığı da proje takvimini geciktirdi. Ancak, tesisin stratejik konumu ve tamamlanmış lojistik altyapısı, Türkiye’nin çelik sektörüne yeni bir ivme kazandırmada önemli bir rol oynuyor.