Emtia piyasalarının haftalık raporu, değerli metallerde önemli bir dönüşüme sahne oldu. ABD ile İran arasındaki gerilimlerin enerji fiyatlarını yükseltmesi ve özellikle ABD'nin güçlü işgücü verileri, Fed'in politikalarına dair beklentileri yeniden şekillendirdi. Bu durum, tahvil faizlerinin yükselmesine ve dolayısıyla altın ve gümüş üzerindeki baskıyı artırmasına neden oldu.
Haftalık analizde ons altın 0,4%, gümüş ise 0,2% oranında gerileme yaşandı. Platinde sınırlı bir yükseliş (0,1%) gözlenirken, paladyumda ise 1,9%’luk belirgin bir düşüş yaşandı. Bu düşüşlerin temelinde, piyasaların Fed'in eylül ayındaki faiz kararını faiz artışı lehine yeniden değerlendirmesi yatıyordu.
Haftanın en dikkat çekici gelişimi, Fed Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller'ın açıklamaları oldu. Waller, enflasyonla mücadelede beklenmedik bir rahatlama mesajı vererek, eylül toplantısında faizlerin sabit tutulma ihtimalini desteklediğini belirtti. Bu açıklama, piyasalarda Fed'in daha ihtiyatlı bir tutum sergileyeceği beklentisini artırarak, tahvil faizlerindeki düşüşe ve dolayısıyla altın fiyatlarındaki kısa süreli toparlanmaya zemin hazırladı. Ancak, ABD'nin tarım dışı istihdam verilerindeki beklenenden yüksek artış (162 bin kişi) ve işsizlik oranının sabit kalması, Fed'in faiz artırma ihtimalini güçlendirerek piyasaların yeniden gerilmesine neden oldu.
Yılın en büyük altın alımcısı olan Polonya, temmuz ayında rezervlerine 8 ton daha ekleyerek toplam alımını 90 tona çıkardı. Çin Merkez Bankası da kesintisiz altın alımlarını 21’inci aya taşıyarak rezervlerine 20 ton altın ekledi. Rusya ve Türkiye gibi ülkelerin altın satışları ise bu alımlara zıt bir tablo çizdi. Ayrıca, merkez bankalarının toplam altın alımları, ikinci çeyrekte geçen yıla göre %62 artarak 289 tona ulaştı; bu da merkez bankalarının altın konusundaki stratejik önemini bir kez daha vurguladı. Kısa vadede, Fed'in politikalarına dair belirsizlikler ve ABD tahvil faizlerindeki dalgalanmalar, altın fiyatlarını etkilemeye devam edecek gibi görünüyor.