Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinde yaşanan ve tüm ülkeyi derinden sarsan orman yangını, 2025 yılı Temmuz ayında tarihe kara bir nota yazdı. Bu felakette, değerli beş orman işçisi ve beş AKUT gönüllüsü, hayatlarını kaybetti. Bu acı olay, yalnızca hayatın kaybıyla sınırlı kalmayıp, aynı zamanda ‘ağır ihmal’ suçlamasıyla yetkililere yöneltilen ciddi iddialarla da yüklendi. Ailelerin, kaybettiği sevdiklerinin ölümlerinin ardında yatan sorumlulukları tespit etme ve hesap sorulmasını talep etme hakkı, hukuki süreçler aracılığıyla hayata geçirilmeye çalışılıyor.

Yangının ardından ortaya çıkan bilgiler, yetkililerin açıklamalarıyla çelişerek büyük bir şaşkınlık ve öfke yarattı. Orman Genel Müdürlüğü yöneticilerinin, yangına müdahale eden personellere yanmaz kıyafet dağıtıldığını ancak giyilmediğini iddia etmesi, ailelerin suç duyurusunda yer alan otopsi raporlarıyla çelişiyordu. Aileler, ölenlerin cesetlerindeki yanıkların, koruyucu giysiler giyen bir kişi için söz konusu seviyelerde oluşması mümkün olmadığını vurguluyor, aynı zamanda işçilere yanmaz kıyafet, ayakkabı, oksijen maskesi ve tüpü verilmediğini, cesetlerin kömürleşmiş halde bulunduğunu belirtiyordu. Bu durum, yangınla ilgili ciddi bir ihmalin söz konusu olduğunu açıkça ortaya koyuyordu.

Bu gelişmelerin ardından CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, bakanlığın soruşturma izni vermeyerek yetkililere ‘kalkan’ olduğunu savundu. Çakırözer, yetersiz personel ve ekipmanla yangına müdahale edilerek ölümlerin meydana geldiğini, sorumluların yargılanması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, İstanbul İtfaiyesi’nin kullandığı gelişmiş koruyucu giysilerin detaylarına da değinilerek, bu giysilerin ısı, alev ve yağmurlama testlerinden geçtiği, dört katmanlı yapısıyla yangınlara karşı önemli bir koruma sağladığı bilgisi paylaşıldı. Bu modern ekipmanların, olay yerinde bulunmaması veya etkili bir şekilde kullanılmaması, yetkililerin sorumluluğunu daha da artırıyordu.

<

Şu an için, olayın perde arkasında yatan gerçekler hala tam olarak aydınlatılmamış durumda. Ancak, otopsi raporları, ailelerin iddiaları ve yetkililerin açıklamaları arasındaki tutarsızlıklar, hukuki süreçlerin hızlanması ve sorumluların hesap vermesi için önemli bir zemin oluşturuyor. Bu trajik olay, sadece hayat kaybıyla sınırlı kalmayıp, kamuoyunda vicdanları derinden yaralayan ve kurumların hesap verebilirliğinin önemini bir kez daha gözler önüne seren bir ders niteliğinde.”}