Yeni bir eğitim yılının başlaması, çocuklar için heyecan ve keşif dolu bir yolculuğun başlangıcı olsa da, özellikle okul öncesi ve ilkokula başlayan öğrenciler için aynı zamanda yoğun bir kaygı kaynağı olabilir. Okul kapılarının ardında yatan en büyük etken, ebeveynlerinden ayrılma korkusu olsa da, bu kaygının ebeveynlerin kendilerinde de benzer duyguları uyandırması, sürecin karmaşıklığını artırıyor. Çocuk gelişimi uzmanı Elanur Buğçe Oral, bu durumun, çocukların ebeveynlerinin söylediklerinden önce onların duygularını okuduğunu belirterek, ebeveynlerin kendi kaygılarını fark etmelerinin önemine dikkat çekiyor.
Okula başlamak, bir çocuğun evden bağımsızlığının ilk adımı olarak görülse de, ebeveynler için de önemli bir dönüşüm evresi anlamına geliyor. Çocuğun üzerindeki doğrudan kontrolün azalması, bazı ebeveynlerde “Ben yanında değilken onu koruyabilecek miyim?”, “Bana ihtiyacı olduğunda orada olacak mıyım?” ve “Ben iyi bir anne-baba mıyım?” gibi derin soruları tetikleyebiliyor. Bu sorular, ebeveynin çocukluğunda yaşadığı yalnızlık, terk edilme veya korunamama gibi duyguları da yeniden canlandırabiliyor. Bu nedenle, ebeveynlerin verdiği tepkilerin şiddeti, çocuğun gerçek durumuyla orantısız olabilir. Bu durum, ebeveyn ve çocuk arasında bir kaygı döngüsü oluşturarak, çocuğun ağlamasıyla ebeveynin kaygısının artması ve artan kaygının da çocuğu yeniden etkilemesi gibi bir spirale yol açabiliyor.
Oral, bu süreçte en önemli adımın, ebeveynin kendi duygusal durumunu yönetmeye başlaması olduğunu vurguluyor. Gün boyunca işine odaklanamayan, yoğun panik yaşayan veya çocuk okuldan dönene kadar hayatını durduran bir ebeveynin bu yaklaşımı, çocuğun gelişimine zarar verebilir. Aksine, çocuğun gelişimi, sevgiyle değil, güvenle sağlanır. “Çocuğun gelişimi açısından sevgi, çocuğu kendimize bağlamak değil, bizden ayrılabilecek kadar güvende hissetmesini sağlamaktır” diyerek, ebeveynlerin çocuğun bağımsızlığını destekleyici bir tutum sergilemeleri gerektiğini belirtiyor. Örneğin, “Sen bensiz yapamazsın” gibi ifadeler, çocuğun kendilik algısını olumsuz etkileyebilir. Bunun yerine, “Ben yanındayım, sen de yapabilirsin” gibi mesajlar, çocuğun kendine olan güvenini artıracaktır.